<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>OSHO Yazıları &#8211; Bilgelik Bilinci</title>
	<atom:link href="https://bilgelikbilinci.com/category/osho/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://bilgelikbilinci.com</link>
	<description>İlahi Varlığını Farkedip Coşku İçinde Yaşamanın Yolu</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Sep 2019 08:47:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://bilgelikbilinci.com/wp-content/uploads/2023/11/favicon-1-66x66.png</url>
	<title>OSHO Yazıları &#8211; Bilgelik Bilinci</title>
	<link>https://bilgelikbilinci.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>GÜVENİN</title>
		<link>https://bilgelikbilinci.com/osho/guvenin/</link>
					<comments>https://bilgelikbilinci.com/osho/guvenin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ozlempekcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2019 19:30:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[OSHO Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://zirvera.info/?p=918</guid>

					<description><![CDATA[Güvenin Meditasyon Yapın Görün Bunlar üç adımdır, çok çok kolaydırlar. İlki güvendir: yani her şeye karşı sevgi dolu bir güven besleyin, o zaman meditasyon kolaylaşır çünkü rahatlayabilirsiniz. Güvenen kişi varoluşun içinde rahatlayabilir. Güvenemeyen kişi gergin kalır, kaygılı ve korkak olur. Ancak güvenen kişi eriyebilir, kaybolabilir, buharlaşabilir. Şunu bilir, "Okyanusa düşsem bile ben sadece bir çiy]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Güvenin</p>
<p>Meditasyon Yapın</p>
<p>Görün</p>
<p>Bunlar üç adımdır, çok çok kolaydırlar. İlki güvendir: yani her şeye karşı sevgi dolu bir güven besleyin, o zaman meditasyon kolaylaşır çünkü rahatlayabilirsiniz. Güvenen kişi varoluşun içinde rahatlayabilir. Güvenemeyen kişi gergin kalır, kaygılı ve korkak olur. Ancak güvenen kişi eriyebilir, kaybolabilir, buharlaşabilir. Şunu bilir, &#8220;Okyanusa düşsem bile ben sadece bir çiy damlasıyım&#8230;&#8221;, fakat şunu da bilir, &#8220;Bir çiy damlası olarak kaybolacağım, fakat okyanus olarak var olacağım. Hiçbir şey kaybetmiş olmayacağım; her şeyi kazanacağım.&#8221;</p>
<p>Meditasyon okyanusta kaybolan bir çiy damlasıdır. Ve sonra derin görüşler kendiliğinden gelir.</p>
<p>Osho</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bilgelikbilinci.com/osho/guvenin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİLGELİK</title>
		<link>https://bilgelikbilinci.com/osho/bilgelik/</link>
					<comments>https://bilgelikbilinci.com/osho/bilgelik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ozlempekcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2019 19:28:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[OSHO Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://zirvera.info/?p=911</guid>

					<description><![CDATA[Sana Söyleyeyim, hayatta bir amaç yoktur. Hayat, kendisinin amacıdır; sona doğru bir araç değildir, kendinin sonudur. Kanatlanan kuş, rüzgardaki gül, sabah doğan güneş, gecenin yıldızları, bir kadına aşık olan bir adam, sokakta oynayan bir çocuk... Bunların maksadı yoktur. Hayat yalnızca kendisinin tadını çıkarmakta, kendini hoşnut etmektedir. Enerji, hiçbir amaç olmadan taşmakta, dans etmektedir. Bu bir]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-912 size-medium alignleft" src="http://zirvera.info/wp-content/uploads/2019/04/Resim1-19-300x174.png" alt="" width="300" height="174" /></p>
<p>Sana Söyleyeyim, hayatta bir amaç yoktur. Hayat, kendisinin amacıdır; sona doğru bir araç değildir, kendinin sonudur. Kanatlanan kuş, rüzgardaki gül, sabah doğan güneş, gecenin yıldızları, bir kadına aşık olan bir adam, sokakta oynayan bir çocuk&#8230; Bunların maksadı yoktur. Hayat yalnızca kendisinin tadını çıkarmakta, kendini hoşnut etmektedir. Enerji, hiçbir amaç olmadan taşmakta, dans etmektedir. Bu bir performans, bir iş değildir. Hayat bir ilişkidir, şiirdir, müziktir. &#8220;Bunun maksadı ne?&#8221; gibi çirkin sorular sorma çünkü sorduğun anda hayatla bağlantıyı koparırsın. Hayatla köprü kurmak için felsefi sorular işe yaramaz. Felsefenin bir kenara bırakılması gerekir&#8230;</p>
<p>Varoluşun felsefeyle hiçbir ilgisi yok. Eğer felsefi olursan, seninle varoluş arasında bir boşluk oluşur. Varoluş, hiçbir maksat olmadan sadece var olmaktır. Ve gerçekten yaşamak isteyen insan bu maksat fikrinden kurtulmalıdır. Eğer hiçbir amaç olmaksızın, yoğunlukla, bütünlükle, aşk ve güvenle yaşarsan, ölüm geldiğinde, nasıl ölüneceğini bilirsin. Çünkü ölüm hayatın sonu değil sadece bir etabıdır.</p>
<p>Osho</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bilgelikbilinci.com/osho/bilgelik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıkıntı, bir lanet değil kutsamadır aslında</title>
		<link>https://bilgelikbilinci.com/osho/sikinti-bir-lanet-degil-kutsamadir-aslinda/</link>
					<comments>https://bilgelikbilinci.com/osho/sikinti-bir-lanet-degil-kutsamadir-aslinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ozlempekcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2019 19:27:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[OSHO Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://zirvera.info/?p=908</guid>

					<description><![CDATA["Bhagwan, Hayatta hiçbir şeyden korkmadım ve hiçbir zaman kaçışı seçmedim. Fakat hayatta bir tek şey var ki beni ürkütüp kaçış hissi uyandırıyor: Sıkıntı Niye sıkıntıdan çok korkuyorum ? Aslında kaçmaya çalıştığım şey nedir?" Bu en önemli sorulardan biridir. Sıkıntı hissetmek için zeka gerekir. Buda ve Mahavira da bunu hissetti. Bu bir lanet değil kutsamadır aslında.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="wp-image-909 size-medium aligncenter" src="http://zirvera.info/wp-content/uploads/2019/04/Resim1-18-300x200.png" alt="" width="300" height="200" /></p>
<p>&#8220;Bhagwan,</p>
<p>Hayatta hiçbir şeyden korkmadım ve hiçbir zaman kaçışı seçmedim. Fakat hayatta bir tek şey var ki beni ürkütüp kaçış hissi uyandırıyor: Sıkıntı</p>
<p>Niye sıkıntıdan çok korkuyorum ? Aslında kaçmaya çalıştığım şey nedir?&#8221;</p>
<p>Bu en önemli sorulardan biridir. Sıkıntı hissetmek için zeka gerekir. Buda ve Mahavira da bunu hissetti. Bu bir lanet değil kutsamadır aslında. Bu sıkıntıdan &#8220;hayatın anlamını sorgulama&#8221; ortaya çıkar. Sıkılan insanlar hayatın sıradan anlamlarının tatmin etmediği insanlardır. Sıkıntı hissetmeden devamlı para biriktiren insanlar bayağı insanlardır. Onların zekası henüz tam çiçek açmamıştır. Belki kurnaz olabilirler ancak gerçekten zeki değillerdir. Hayatlarında yaratıcılık ve zeka göremezsiniz. Güzel bir koku algılayamazsınız.</p>
<p>Böyle açgözlü insanlar sonunda kokuşur. Herhangi bir güzellik ve estetik duyguları da yoktur. Sanki büyük bir koltukta oturunca büyüyeceklerini zannederler. Fakat böyle insanları hiç sıkılırken göremezsiniz. Her zaman meşguldürler.</p>
<p>Aslında zeki olan insanlar sıkılırlar. Daha çok para kazanmakta herhangi bir anlam göremezler. Para faydalıdır ancak herhangi bir anlam içermez. Size söyleyeceğim ilk şey bunun bir kutsama olduğudur. Bu sıkıntı sonrası kişi içe yönelmeye başlar. Böyle bir insan dünyadaki tüm gücü ve parayı ele geçirse bile varlığının değişmeyeceğini anlar.</p>
<p>Bu durumda iki olasılık vardır. Birincisi Batı olasılığı. Sadece mantıki açıdan bakmak. Mantıki açıdan bakarsanız herhangi bir anlam göremezsiniz ve sıkıntı daha da artar. Bu durumda tek yol intiharmış gibi görünür.</p>
<p>Dostoyevski şöyle demiştir: &#8220;Eğer Tanrı&#8217; yı görebilirsem ona söyleyeceğim tek şey şudur: Bana sormadan beni neden yarattın? Bu adil mi? Bu anlamsız ve saçma varoluşun parçası olmak istemediğim için onu görünce yapacağım tek şey bileti geri vermek olacak.&#8221;</p>
<p>Marcel ise şöyle diyor: &#8220;Tek metafizik problem intihardır. İnsan niye yaşamak zorunda, ne için?&#8221; Sadece olaya mantık yönünden bakarsanız batı yaklaşımı ortaya çıkar. Rasyonel, Aristocu, mantıksal.</p>
<p>Batı büyük bir teknoloji getirmekle beraber herhangi bir anlam getiremedi. Hayat böyle sıkıcı bir hale geldi. İnsanlar da sıkıcı bir hale geldiler. Yaşamaya devam ediyorlar çünkü korkaklar. Kendilerini yok edecek cesaretleri olmadığı için sürüklenerek devam ediyorlar. Batı çıkmaz sokağa girdi, yolun sonuna geldi. Onların da yaklaşımlarını geliştirme zamanı geldi.</p>
<p>Doğunun yaklaşımı ise tamamen farklı. Mantık ve zihnin başarısız olması, hayatın başarısız olması manasına gelmez. Bu sadece aklın elinden geleni yaptığı ve artık varoluşun derinine bakması gerektiği anlamına gelir. Zihinden daha derin olan yüreğimizdir. Mantıktan daha derin olan aşktır. Bilimden daha derin olan sanattır. Matematikten daha derin olan müziktir.</p>
<p>Doğu zihni ve aklı durdurur. Yüreğe doğru, duyguların dünyasına doğru harekete geçer. Ve aniden büyük bir anlam yükselmeye başlar ve sıkıntı kaybolur. (Bilgelik, Gizli Öğretiler ve öğretmen soranın karşısına çıkar gelir.)</p>
<p>Fakat şunu unutmayın yüreğiniz içsel varlığınızın merkezi değildir. O sadece yarı yolda bir konaklama noktasıdır. Zihinden varlığa giderken yürek tam ortadadır. Yüreğinize ulaştığınızda daha da derinde bir şey olduğunu hissedersiniz. Yüreğiniz hayatınızı neşeyle ve heyecanla doldurur. Sıkıntıdan kurtulur ve daha derin bir gerçekliğin, özünüzün farkına varırsınız. İçsel özünüzün sizi tamamen doldurması Bilgeliği ortaya çıkartan meditasyonun amacıdır.</p>
<p>Kafadan yüreğe hareket edin. Yürek bir sıçrama taşı gibi kullanılmamalıdır. Kafa size bilim, yürek ise sanat verir. Fakat varlığınızın özü bu ikisinden de ötededir ve gerçek dini verir. Din mutluluktur, vecd halidir. İşte biz bunu arıyoruz.</p>
<p>Sıkıntı hissi sizin içsel yolculuğa çıkmaya hazır olduğunuza dair bir işarettir. Çıkamazsanız saplanmış hissedeceksiniz. Kafanız sizi tatmin etmeyecek. Yüreğiniz size yeni bir pencere açacak, yeni bir görüş verecek. Gökyüzüne, yıldızlara, güneşe, rüzgara, yağmura, çiçeklere bu pencereden bakacaksınız. Fakat yüreğin penceresinden de çıkmak zorundasınız. Çünkü gökyüzüne pencereden baktığınızda gökyüzü bu pencerenin şekli ile sınırlanır. Ancak içsel merkezinize ulaşınca tüm sınırlar yok olur. Sınırsıza, sonsuza, limitsize girersiniz. Bu sonsuzluğa Tanrı denir.</p>
<p>Sıkıntı kutsamadır. Tanrı&#8217; yı arayış için bir teşviktir. Batı gelebileceği son noktaya geldi ve saplandı. Batı başarısız oldu. Doğu ise olmadı ve olmayacak. Artık Doğu ile Batının karşılaşma zamanı geldi. Ben akla karşı değilim. Akıl size ne verebiliyorsa kullanılmalıdır. Fakat ondan veremeyeceği şeyleri istemeyin. O size bir anlam, mana, değer veremez. O size sonsuz çiçek açışını, aydınlanmayı veremez. Bunu ancak Bilgelik ile gelen meditasyon verebilir.</p>
<p>Sıkıntıyı sonsuza atlama taşı olarak kullanın. O zaman minnettar olacaksınız. Hatta acı dolu, ıstıraplı, sıkıntılı anlarınız için bile minnet duyacaksınız.</p>
<p>Bilge insan acıyı bile mutluluğa dönüştüren insandır. Aptal kişi ise tüm mutluluk olanaklarını yok etmeye devam eder. İçinde cennet yaratabilecek enerjilerden mutsuzluk yaratır. Cennet zaten orada sadece yüzseksen derece dönmeniz gerekiyor.</p>
<p>Otuz yıl meditasyondan sonra Bodhisatva aydınlanmaya ulaşır. Ve geleneksel olarak ustasının yanına cübbesini almaya gider. Fakat bu çağdaş bir hikaye olduğundan ustası ona cübbe yerine üzerinde öğütlerin yazılı olduğu bir kağıt verir.</p>
<p>Kağıtta şunlar yazılıdır:</p>
<p>1- İntihar etmeye karar vermedikçe hiçbir Müslüman ülkesinde &#8220;En-el Hak&#8221; deme.</p>
<p>2- Orta doğu&#8217; ya gittiğinde &#8220;Ben Tanrının oğluyum&#8221; deme, aksi takdirde Yahudiler İsa&#8217;ya çaktıkları çivilerin parasını isterler.</p>
<p>3- Amerika&#8217;da iken ben aydınlandım deme, aksi takdirde vergi almak isterler.</p>
<p>4- İtalyan öğrenci kabul etme, aksi takdirde aşramın bir restorana döner.</p>
<p>5- Hindistan &#8216;a gitme pazar zaten dolu.</p>
<p>6- Öğrencilerine herhangi bir espri yapma. &#8220;Biz bunu Bhagwan&#8217; dan duymuştuk zaten&#8221; derler.</p>
<p>Bodhisatva &#8220;Peki ben ne yapacağım ?&#8221; deyince Usta &#8220;Çeneni kapa ve otur&#8221; der.</p>
<p>Osho</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bilgelikbilinci.com/osho/sikinti-bir-lanet-degil-kutsamadir-aslinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KADIN</title>
		<link>https://bilgelikbilinci.com/osho/kadin/</link>
					<comments>https://bilgelikbilinci.com/osho/kadin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ozlempekcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2019 19:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[OSHO Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://zirvera.info/?p=903</guid>

					<description><![CDATA[Kalbin yolu güzeldir ama tehlikelidir. Zihnin yolu sıradandır ama güvenlidir. Erkek en güvenli ve en kestirme yaşam tarzını seçmiştir. Kadın duyguların, hislerin, ruh hallerinin en güzel ama en sarp, en tehlikeli yolunu seçmiştir. Ve bugüne kadar dünya erkekler tarafından yönetildiği için kadınlar muazzam şekilde azap çekmiştir. O, erkeğin yaratmış olduğu topluma uyamamıştır çünkü toplum mantığa]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="wp-image-906 size-full aligncenter" src="http://zirvera.info/wp-content/uploads/2019/04/Resim1-17.png" alt="" width="625" height="416" /></p>
<p>Kalbin yolu güzeldir ama tehlikelidir. Zihnin yolu sıradandır ama güvenlidir. Erkek en güvenli ve en kestirme yaşam tarzını seçmiştir. Kadın duyguların, hislerin, ruh hallerinin en güzel ama en sarp, en tehlikeli yolunu seçmiştir. Ve bugüne kadar dünya erkekler tarafından yönetildiği için kadınlar muazzam şekilde azap çekmiştir. O, erkeğin yaratmış olduğu topluma uyamamıştır çünkü toplum mantığa ve nedenlere uygun olarak yaratılmıştır. Kadın kalpten bir dünya ister (koşulsuz)</p>
<p>Erkek tarafından yaratılan toplumda ise kalbe yer yoktur. Ben kadınların gerçekten kadın olmasını isterdim.. Kadın erkekten çok daha önemlidir. Çünkü o rahminde hem erkeği hem kadını taşır. O kıza ve oğlana, her ikisine de rahim olur. Eğer o zehirliyse o zaman sütü zehirlidir, o zaman çocukları yetiştirme tarzı zehirlidir.</p>
<p>Erkekle yarışıyorsun ve yarışmana gerek yok; sen zaten üstünsün. Şiir yazmana gerek yok, şiir sensin. Sevgin senin müziğindir. Sevgilinle birlikte çarpan kalbin senin dansındır!</p>
<p>Osho</p>
<p>(Aşık olduğun, aşkı yaşatan değil ama aşkın kapılarını açıp şelale gibi sana akıtan bir sebeptir. Bu yüzden öncelikle sen değerlisin. Aşıklar unutulur ama aşk geride kalan en güzel olgunlaşabilme vesilesidir.. Aşığa değil, aşka sahip çıkarsan kendi gökselinde yükselmen muhtemeldir&#8230; Blog yazar)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bilgelikbilinci.com/osho/kadin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendine İncinebilir Olma İzni Ver</title>
		<link>https://bilgelikbilinci.com/osho/kendine-incinebilir-olma-izni-ver/</link>
					<comments>https://bilgelikbilinci.com/osho/kendine-incinebilir-olma-izni-ver/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ozlempekcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2019 19:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[OSHO Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://zirvera.info/?p=897</guid>

					<description><![CDATA[LAO TZU diyor ki: Bir insan doğduğunda yumuşak ve sert; öldüğünde, sert ve bükülmez. Bitkiler canlıyken yumuşak ve esnektir; öldüklerinde sert ve kuru. Bu yüzden sertlik ve bükülmezlik, ölümün yoldaşlarıdır, yumuşaklık ve narinlik hayatın yoldaşları. Bu yüzden; bir ordu sertleşince savaşı kaybeder. Bir ağaç sertleşince kesilir. Büyük ve güçlüler aşağıya aittir. Narin ve güçsüzler yukarıya.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>LAO TZU diyor ki:</p>
<p>Bir insan doğduğunda yumuşak ve sert; öldüğünde, sert ve bükülmez. Bitkiler canlıyken yumuşak ve esnektir; öldüklerinde sert ve kuru. Bu yüzden sertlik ve bükülmezlik, ölümün yoldaşlarıdır, yumuşaklık ve narinlik hayatın yoldaşları.</p>
<p>Bu yüzden; bir ordu sertleşince savaşı kaybeder. Bir ağaç sertleşince kesilir. Büyük ve güçlüler aşağıya aittir. Narin ve güçsüzler yukarıya.</p>
<p>Hayat bir nehirdir, bir akıştır, başlangıcı ve sonu olmayan bir sürekliliktir. Bir yere gitmez, her zaman oradadır. Bir yerden başka bir yere gitmiyor, daima buradan buraya geliyor. Hayat için tek zaman şimdi ve burası. Varma çabası yok varılacak bir şey yok. Ele geçirme çabası yok. Koruma çabası yok, çünkü kendisinden sakınılacak bir şey yok. Sadece hayat var, tek başına, tamamen tek başına; tek başınalığında güzel, tek başınalığında ihtişamlı.</p>
<p>Hayatı iki türlü yaşayabilirsin: Onunla akabilirsin; o zaman sen de ihtişamlısın; bir zarafetin var, şiddetsizliğin zarafeti; kavgan yok, mücadelen yok. O zaman güzelsin; çocuksu, çiçeksi, yumuşak, narin, çürümemiş.</p>
<p>İki olasılık var. Birincisinde, hayatla mücadele edebilirsin, hayata karşı özel hedeflerin olabilir. Ve bütün hedefler özeldir, bütün hedefler kişiseldir. Hayata kendi kalıbını, sana ait bir şeyi dayatmaya çalışıyorsun. Hayatı seni izlemesi için sürüklemeye çalışıyorsun ve sen sadece küçük bir parçasın, minik, küçücük ve bütün evreni kendinle sürüklemeye çalışıyorsun. Elbette yenilgin kaçınılmaz. Zarafetini kaybetmen, sertleşmen kaçınılmaz.</p>
<p>Mücadele sertlik yaratır. Savaşı şöyle bir düşün, o bile gizli bir sertlik getirir sana. Direnmeyi düşün, çevrende bir kabuk oluşur, seni bir koza gibi sarar. Belirli bir hedefin olması fikrinin kendisi seni bir ada yapar; artık dev hayat kıtasının parçası değilsin. Ve hayattan ayrı düştüğün zaman topraktan ayrı düşen bir ağaç gibisin. Geçmişte aldığı besinle biraz daha yaşayabilir ama aslında ölmektedir. Ağacın köklere ihtiyacı var, toprakta olmaya ihtiyacı var, onunla birleşmeye, onun parçası olmaya.</p>
<p>Hayat kıtasıyla birleşmeye ihtiyacın var, parçası olmaya, içine kök salmaya. Hayatın içine kök salmaya. Hayatın içine kök saldığın zaman yumuşaksındır çünkü korkmazsın. Korku sertlik yaratır. Korku güvenlik fikrini yaratır. Ve hiçbir şey korku kadar öldürücü değildir, çünkü sadece korku fikriyle bile topraktan ayrılırsın, köklerin ayrılır.</p>
<p>Gelecek sana ümit veriyor, geçmiş sana besin veriyor ve ikisinin tam ortasında sonsuzluk var, hayatın ta kendisi ve onu kaçırıyorsun. Geçmişle geleceğin ortasında ölüyorsun, yaşamıyorsun.</p>
<p>Var olmanın bir yolu daha var; aslında tek yolu bu çünkü savaşma yolu, var olma yolu değil. Diğer yol nehirle birlikte akmak, onunla öylesine birlikte akmak ki, artık ayrı olduğunu ve onunla aktığını hissetmemek. Hayır, onun parçası olmak, sadece parçası olmak da değil, içine gömülmek; artık nehir oldun ayrılık yok. Savaşmadığın zaman hayat olursun. Savaşmadığın zaman büyüdün, sonsuzluk oldun. Doğuda bu durum; teslimiyet, güven olarak bilinir. Kendi bireysel zihnine değil, bütüne güvenmek. Parçaya değil bütüne güvenmek. Zihne değil varoluşa güvenmek. Teslim olduğun zaman bir anda yumuşarsın; çünkü sert olmaya ihtiyaç kalmaz. Savaşmıyorsun, düşmanlık yok. Korumaya gerek yok, zaten hayatla birsin.</p>
<p>Lao Tzu teslim olma taraftarı. Diyor ki, &#8220;Hayata teslim ol. Hayatın seni götürmesine izin ver, hayatı götürmeye çalışma; bırak hayat seni yönlendirsin, kontrol etsin. Bırak hayat seni ele geçirsin. Sadece teslim ol, &#8220;Ben yokum&#8221; de. Hayata tam güç ver ve onunla ol.</p>
<p>Bu kolay değil, çünkü ego der ki &#8220;O zaman ben neyim?&#8221; Teslim olunca ben artık yokum.&#8221; Ama ego olmadığında, aslında ilk defa sen varsın. İlk defa olarak sen sınırlı değilsin, sınırsızsın. İlk defa olarak sen beden değilsin, bedensizsin, sonsuzluksun, o da sürekli genişliyor; başlangıcı ve sonu olmaksızın.</p>
<p>Lao Tzu diyor ki, hiç kimse ol, o zaman sonsuz hayat senin içinden akar. &#8220;Birisi&#8221; olmak hayatın akışına engel yaratır. Hiç kimse olmak; dev bir boşluk, her şeye izin verir. O zaman bulutlar, yıldızlar senin içinden geçebilir. Ve hiçbir şeyin yoktur çünkü kaybedebilecek her şeyi zaten sen teslim ettin.</p>
<p>Böyle bir varoluş durumunda insan daima gençtir. Beden elbette yaşlanır ama varlığın en derinindeki öz genç kalır, taze kalır. Ve esas nokta da bu: Hayata izin verirsen daha çok hayatın olur. Kendine canlı olma izni verirsen daha da çok hayatın olur.</p>
<p>Bir insan doğduğunda yumuşak ve güçsüzdür.</p>
<p>Lao Tzu şu konuda ısrarcı: &#8220;Hayat güçlü olmaya inanmaz. Güçsüzlüğün kendi güzelliği var çünkü narin ve yumuşak. Bir fırtına kopar; büyük, güçlü ağaçlar devrilir. Küçük bitkiler sadece eğilir; sonra fırtına geçer, yine gülüp çiçek açmaya devam ederler. Aslında fırtına onları tazelemiş, tozlarını almıştır, o kadar. Şimdi daha canlılar, daha genç, daha taze ve fırtına onları güzelce yıkamıştır. Ama yaşlı ağaçlar, çok güçlü olanlar devrildi, çünkü onlar direndi. Eğilemezlerdi; çok egoisttiler.</p>
<p>Lao Tzu diyor ki, &#8220;Hayat güçsüzleri sever.&#8221; İsa da &#8220;Güçsüzler kutsanmıştır çünkü yeryüzü onların olacak.&#8221;</p>
<p>Güçsüzlükte kutsanmış olan ne var? Güçsüzlüğün içinde bir şey vardır; sert değildir o. Güçlü olmak için insanın sert olması gerekir. Güçlü olmak istiyorsan akıntıyla savaşmalısın; ancak o zaman güçlenirsin. Güçlü olmanın başka yolu yoktur. Nehir seni ne kadar zorlarsa, o kadar güçlenirsin. Güçsüz olmak için nehirle birlikte ak; onun gittiği yere git. Eğer nehir &#8220;Benimle bir mil git.&#8221; derse iki mil git. Nehir paltonu alırsa gömleğini de ver. Nehir sana bir tokat vurursa, öbür yanağını çevir.</p>
<p>Güçsüzlüğün kendi güzelliği var. Bu, zarafetin güzelliği. Bu, şiddetsizliğin güzelliği. Bu, sevginin, bağışlayıcılığın güzelliği. Çelişkisizliğin güzelliği. Ve eğer Lao Tzu anlaşılmazsa, insanlık Lao Tzu&#8217; yu hissetmeye başlamazsa, insanlık barış içinde yaşayamaz.</p>
<p>Osho &#8211; Yakınlık</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bilgelikbilinci.com/osho/kendine-incinebilir-olma-izni-ver/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karar Sakin Bir Kalple Uygulanmalıdır</title>
		<link>https://bilgelikbilinci.com/osho/karar-sakin-bir-kalple-uygulanmalidir/</link>
					<comments>https://bilgelikbilinci.com/osho/karar-sakin-bir-kalple-uygulanmalidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ozlempekcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2019 19:19:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[OSHO Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://zirvera.info/?p=889</guid>

					<description><![CDATA[İlk şey: İnsan ancak kararlı olduğunda doğar; insanın doğumu kararla olur. Kararsızlık içinde yaşayanlar, henüz gerçek insan değillerdir. Ve milyonlarca insan karasızlık içinde yaşar, hiçbir şeye karar veremezler. Daima başkalarına yaslanırlar, onlar adına başkası karar vermelidir. Bu yüzden insanlar otorite bekler. Otoriterliğin dünyada varlığını sürdürmesinin tek nedeni, milyonlarca insanın kendi kararlarını verememeleri. Onlara daima emir]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="wp-image-890 size-full aligncenter" src="http://zirvera.info/wp-content/uploads/2019/04/Resim1-15.png" alt="" width="637" height="327" /></p>
<p>İlk şey: İnsan ancak kararlı olduğunda doğar; insanın doğumu kararla olur. Kararsızlık içinde yaşayanlar, henüz gerçek insan değillerdir. Ve milyonlarca insan karasızlık içinde yaşar, hiçbir şeye karar veremezler. Daima başkalarına yaslanırlar, onlar adına başkası karar vermelidir. Bu yüzden insanlar otorite bekler.</p>
<p>Otoriterliğin dünyada varlığını sürdürmesinin tek nedeni, milyonlarca insanın kendi kararlarını verememeleri. Onlara daima emir verilmelidir. Bir emir verilince onu uygularlar. Oysa bu kölelik, kendi ruhlarının doğumunu engelleme şekli. Karar, senin varlığında doğmalı çünkü bütünleşmişlik kararlılıkla doğar. Birkaç karar vermeyi unutma, kararların seni birey yapacak.</p>
<p>Kararsızlık nedir? Sen bir kalabalıksın demektir; içinde birçok ses birbirleriyle çelişmektedir ve sen o yoldan mı bu yoldan mı gideceğine karar veremezsin. İnsanlar ufak şeylerde bile kararsızlar; bu filme mi gitmeli, o filme mi, kararsızlar. Kararsızlık adeta yaşam tarzları haline gelmiştir. Onu mu almalı, bunu mu? İnsanları alışverişe gittiklerinde izle, kararsızlıklarını gör. Sadece bir mağazada otur ve gelen giden insanları -müşterileri- izle, şaşıracaksın; nasıl karar vereceklerini bilmiyorlar. Ve karar vermesini bilmeyenler, muğlak, belirsiz ve kafaları karışık kalırlar. Kararla birlikte berraklık gelir. Karar kapsamlıysa, kararın altyapınla bir ilgisi varsa kesinlikle doğarsın.</p>
<p>Şimdi bana gelip, &#8220;Sannyasa girip girmeme konusunda karar veremiyorum,&#8221; diyen bir çok kişi var. Benim onlara sannyasa girmelerini söylememi istiyorlar. O zaman da asıl noktayı kaçırıyorlar. Eğer sana, &#8220;Olaya dal ve sannyasin ol&#8221; dersem bir fırsatı, büyük bir fırsatı, karar verme fırsatını kaçırmış olursun &#8211; yine başkasına yaslandın- bu da bir ruhun gelişmesinin yolu değil. Bu, derin bir karar, büyük bir önemi var çünkü tüm yaşam tarzını değiştirecek, sana yeni bir vizyon kazandıracak. Yeni bir yönde ilerliyor olacaksın, bir daha aynı olmayacaksın. Böyle kapsamlı kararları insan kendi başına almalı. Riski almalı. İnsan ancak riskle, cesaretle doğar.</p>
<p>Ve ne zaman bir karar verirsen, unutma, bir karar verdiysen onu uygulayacaksın yoksa karar verme, çünkü o zaman daha tehlikeli olur, kararsızlıktan daha tehlikelidir. Bir karar verip onu uygulamamak seni çok çok güçsüzleştirir. O zaman karar vermemiş olmak daha iyi. Karar verip de onları asla uygulamayan insanlar var. Yavaş yavaş kendi varlıkların tüm inançlarını ve güvenlerini kaybederler. Yavaş yavaş her neye karar verirlerse onu yapmayacaklarını gayet iyi bilir hale gelirler. Ayrıklaşır, kendilerine karşı aldatıcı olurlar. Bir karar verirken, o anda bile, uygulamayacaklarını bilirler. Ne zaman karar vermişlerse onu asla uygulamamışlardır.</p>
<p>Çok ufak kararlar çok yıkıcı olabilir. Ufacık bir karar -&#8220;Bugünden itibaren sigara içmeyeceğim&#8221;- çok sıradan bir karar, çok bir şey içermiyor&#8230; Sigara içip içmemen önemli değil, varoluş devam eder. Yirmi yıl içinde verem olabilirsin ama tedavi edilebilir ya da iki üç yıl erken ölürsün. E, ne olmuş yani? Hiç gerçekten yaşamadın ki.</p>
<p>Ama ufak bir karar, sigara içmeme konusundaki çok önemsiz bir karar ve sonra onun uygulanmaması çok tehlikeli. Özgüvenini kaybedersin, kendi varlığına olan inancını kaybedersin. Güvensizleşirsin. Böyle kararlar vermemek -sigara içmeye devam etmek- daha iyi. Yapabilirsen içinde berraklık doğmakta, bir bulutun kaybolmakta, bir şeyin yatışmakta, yoğunlaşmakta olduğunu göreceksin. Bir karar, son derece önemi ve anlamlıdır.</p>
<p>Karar, sakin bir kalple uygulanmalıdır&#8230;</p>
<p>Lao-Tzu şunu kastediyor: Karar verirsen, bırak tüm kalbin onun içinde olsun, o zaman geri adım atmayacağından emin ol. Sannyasinlerime tekrar tekrar, &#8220;Köprüleri atın&#8221;, derken kastettiğim bu. Çünkü geri dönmüyorsun, o zaman köprüler niye kalsın? Merdiveni at, tekneyi batır çünkü tekrardan eski kıyıya geri dönmeyeceksin. Eğer tekneyi emniyete alırsan, demir atarsan bu senin hala vazgeçebileceğin, hala &#8220;Belki bir gün geri dönerim&#8221; diye düşündüğün anlamına gelir.</p>
<p>Birkaç ay önce Anup, ABD&#8217;ye gitti. Giderken ona, &#8220;Şimdi köprüleri tamamen at&#8221; dedim. O &#8220;Evet Osho&#8221; dedi. Şimdi ona sordum, &#8220;Ne oldu? Köprülerden ne haber?&#8221; &#8220;Bunu yapamadım&#8221; dedi.</p>
<p>Bu ne demek? Burada gönülsüzce bulunacak. Geri dönmek için kapıyı açık bıraktı, bütün her şeyi orada emniyete aldı, güvende. Ama sorun şu ki, burada bütünüyle bulunmazsa gelişemez. Ve bu bir kısır döngü: gelişemezse, birkaç ay sonra, &#8220;İyi ki köprüleri atmamışım. Osho&#8217;yu dinleyip köprüleri atmış olsaydım şimdi dert olacaktı. Burada bana bir şey olduğu yok. İyi ki oradaki her şeyi muhafaza ettim, her an eve uçabilirim.&#8221; diye düşünecek. Ve en akıllıca, en zekice şeyi yaptığını sanacak.</p>
<p>Ama öncelikle, kaçmak için köprüleri koruduğu ve kapıları açık bıraktığı için burada ancak isteksiz, kararsız, belirsiz bir şekilde bulunacak; hakkından vazgeçecek. Bu vazgeçiş olunca benimle olmayacaksın. Ancak sakin bir kalple karar verdiysen benimle olabilirsin. O zaman gelişme mümkündür! Gelişme, ancak o zaman mümkündür.</p>
<p>Öyleyse meseleyi anla; burada tamamen benimleysen gelişmen mümkündür, geri dönmene gerek kalmaz ve köprülere gerek kalmaz. Ama burada tamamen benimle değilsen o zaman köprüler gerekir. Ve kendini -beni dinlememekle iyi ettiğin için- çok zeki hissedersin. &#8220;Şimdi bak, burada bir şey olmuyor geri dönmeliyim. Bütün köprüleri atsaydım nereye varacaktım?&#8221; Mantıklı bir zihin bu şekilde işler, kendi intihar durumlarını yaratır.</p>
<p>Karar, sakin bir kalple ve başarı arayışında olmadan uygulanmalıdır; başarı sonra kendiliğinden gelecektir.</p>
<p>(Bilgelik yolunda tam teslimiyet çok önemlidir, Birey YOL&#8217; a tam teslim olmadığında şok şey kaçırmış olur. &#8220;Bilgelik Yolunda, birazcık hamile kalınmaz. Işık Yazan&#8221; )</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bilgelikbilinci.com/osho/karar-sakin-bir-kalple-uygulanmalidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
