<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Işık Yazan Yazıları &#8211; Bilgelik Bilinci</title>
	<atom:link href="https://bilgelikbilinci.com/category/isik-yazan-yazilari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://bilgelikbilinci.com</link>
	<description>İlahi Varlığını Farkedip Coşku İçinde Yaşamanın Yolu</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Jun 2025 11:54:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://bilgelikbilinci.com/wp-content/uploads/2023/11/favicon-1-66x66.png</url>
	<title>Işık Yazan Yazıları &#8211; Bilgelik Bilinci</title>
	<link>https://bilgelikbilinci.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>BİLGELİK NEDİR?</title>
		<link>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/bilgelik-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ozlempekcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2019 18:58:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgelik Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Işık Yazan Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://zirvera.info/?p=863</guid>

					<description><![CDATA[Mutluluğun Bir Eğitimi Olduğunu Biliyor Muydunuz ? Dünya, insanlık tarihindeki nüfusunun en kalabalık ve en sıkıntılı dönemini yaşarken, her birimiz parmak izlerimiz kadar farklı ve kendimize özel maddi, manevi sıkıntılarımız içerisinde bunalmış bulunuyoruz. Bu sıkıntılarımız; ekonomik, sosyal, sağlıksal, ailesel, sevgi ihtiyacı ve özgürlük ihtiyacı olabilmektedir. Ya da bunların hiçbiri değilse de insanın “canı sıkılmaktadır” !..]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mutluluğun Bir Eğitimi Olduğunu Biliyor Muydunuz ?</strong></p>
<p>Dünya, insanlık tarihindeki nüfusunun en kalabalık ve en sıkıntılı dönemini yaşarken, her birimiz parmak izlerimiz kadar farklı ve kendimize özel maddi, manevi sıkıntılarımız içerisinde bunalmış bulunuyoruz. Bu sıkıntılarımız; ekonomik, sosyal, sağlıksal, ailesel, sevgi ihtiyacı ve özgürlük ihtiyacı olabilmektedir. Ya da bunların hiçbiri değilse de insanın “canı sıkılmaktadır” !.. Gönlündeki, pek de açıkça bilemediği, özlemlerinin, mutluluğun arayışında, ihtiyacındadır ki; bu sıkıntılı, problemli, tatminsiz yaşam, bizlerde önce psikolojik ve devamında da fizyolojik rahatsızlıklara sebep olmaktadır. 20 yıl önce insanların stres içinde oldukları bildirilirken, 10 yıl önce bu teşhis, anksiyete (stresin kalıcı ve ileri hali) ifadesine dönüştü. Şimdilerde ise, toplumda en yaygın bulunan bu teşhis, artık hastalık boyutu olan depresyon sözcüğü ile ifade edilmektedir.</p>
<p>Dünyasal şartlar zorlaştıkça, yaşam çemberimiz daraldıkça, acaba halen insanın mutluluğu mümkün müdür?.. Bunun cevabı bize bağlı olarak hem “hayır”dır, hem de “evet”tir. Acaba biz bu mutsuzluk çemberinden çıkacak, dönüşümü becerebilecek kararlılıkta mıyız ve bize bu çözümü sunabilecek bir çözüm var mı ?</p>
<p>Tarihi boyunca insan, her çaresizliğine çare aramış ve mesela fizik zayıflığı içerisindeki insanın silahsız olarak kendini koruyabileceği “dövüş sanatları” nı geliştirmiştir. Aynı şekilde sıkılan, üzülen, bunalan, mutsuz ve moral zayıflık içindeki insan için de “bilgelik donanımı” ortaya konmuştur. Ve artık insanın mutluluğu; insanın bahtı, talihi işi olmaktan çıkarak, farkındalık donanımı işine dönüşmüştür. Böylece bunun tarifini şöyle yapabiliriz :</p>
<p>Kişiyi kuşatan şartlar ne olursa olsun, mutlu ve huzurlu olabilmek bir yaşam san’atıdır ve bu san’ata da “Bilgelik” adı verilir.</p>
<p>Bilgelik; olayları değil, kendimizi değiştirmekle, bizi sarmalayan şartların nasıl değişebileceğini bize öğretir. Binlerce yıllık geçmişi bulunan bilgelik eğitimi, günümüzde çok daha ve yaşamsal düzeyde önemli bir hale gelmiştir. Çünkü dünyamız hızla değişmekte ve bir “Geçiş” olayına yaklaşmaktadır.</p>
<p>Dr. Bedri Ruhselman’a verilmiş ve 54 yıldır insanlıktan gizlenmiş olan bilgilerin kitabı’ nın yayınlanmasından sonra da, insanlığın bu en kritik zamanlarında bilgelik çalışmaları, artık hepimiz için birer zorunlu hazırlık çalışması haline gelmiş bulunuyor. İşte, bilgelik donanımına sahip olmak ve bilgeliğin moral gücüne ulaşıp birer “moral komandoları” na dönüşebilmek, bu zamanda en önemli ihtiyacımızdır !..</p>
<p>Bu ihtiyacı en kısa sürede tamamlayabilmek ve hazır hale gelebilmek için; anahtar bilgiler ve dönüştürücü uygulamalar içeren ve ( 8 ay, her hafta ) süren 34 konu ile yoğun hızlandırılmış Bilgelik Okulunu başlattık. Bilgeliğin anahtarları ile Yaşam Sanatını merkezlerde vermeye devam ediyoruz.</p>
<p>Sevgilerimle</p>
<p>Işık Yazan</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİLGELİK İHTİYACI</title>
		<link>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/bilgelik-ihtiyaci/</link>
					<comments>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/bilgelik-ihtiyaci/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ozlempekcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2019 18:57:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgelik Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Işık Yazan Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://zirvera.info/?p=861</guid>

					<description><![CDATA[Bilgelik Neden bir İhtiyaç olmuştur ? Mutluluk, bir talih raslantısı değildir. İnsanın, memnun olmadığı hayatını değiştirmesi için; kendini dönüştürmesi gerekir. Bu dönüşüm, bilinçteki dönüşümdür ve onu dışarıdan kimse size veremez ! Bilgeliğe doğru yol alan bir kişi sadece mutluluğun eldesi için yola çıkmış olabilir, ancak bilgeliğin ona getirisi mutluluktan, özgürlükten çok ötedir. Bununla beraber, insan]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bilgelik Neden bir İhtiyaç olmuştur ?</strong></p>
<p>Mutluluk, bir talih raslantısı değildir. İnsanın, memnun olmadığı hayatını değiştirmesi için; kendini dönüştürmesi gerekir.</p>
<p>Bu dönüşüm, bilinçteki dönüşümdür ve onu dışarıdan kimse size veremez ! Bilgeliğe doğru yol alan bir kişi sadece mutluluğun eldesi için yola çıkmış olabilir, ancak bilgeliğin ona getirisi mutluluktan, özgürlükten çok ötedir.</p>
<p>Bununla beraber, insan öyle zaaflar içerisinde ve öylesine dünyasal değerlerin arasında sıkışıp  kalmıştır ki; böyle bir potansiyeli olduğuna inanmakta güçlük çekecektir!. Bu potansiyel, Tanrının insan doğasına yerleştirdiği mucizevi bir donanımdır ve ortaya çıkarılmayı bekleyen bir mücevher gibidir. Kendisini keşfederek o mutluluk gücünü ortaya çıkartacak olan; yine kişinin kendisidir !</p>
<p>İnsan bilgelik yolculuğuna çıkmaya mecburdur. Bu ömründe çıkamaz ise bir daha ki ömründe ve illa ki çıkacaktır. Yoksa huzur ve mutluluğu asla bilemez. Yaradılış, insanı başıboş bırakmaz ve varlığındaki Cenneti bulmayı, sana “yaşattığı mutsuzlukla” mecbur kılar. Yaşanan bu mutsuzluk, seni arayışa yönelttiği için İlahi bir yardımdır.</p>
<p>Bu, “kendi ihtişamını keşfediş”; her başlangıç gibi bilgiyle başlar, ancak “bilgelik bilgililik değildir”! O, kendine özel eğitimi olan bir farkındalık yolculuğudur ki; sizi “sebepsiz sevince” sokarak, bedenli ya da bedensizken dahi kaybolmayacak Cennete ulaştıracaktır.</p>
<p>IŞIK YAZAN</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/bilgelik-ihtiyaci/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİR DÖNÜŞÜM OKULU</title>
		<link>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/bir-donusum-okulu/</link>
					<comments>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/bir-donusum-okulu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ozlempekcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2019 18:56:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgelik Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Işık Yazan Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://zirvera.info/?p=859</guid>

					<description><![CDATA[İnsan, her an, yaşamına yeni bir bilimsel buluşun, yeni bir teknoloji ürününün girerek onu daha keyifli daha kolay ve rahat yaşatacağına inanıyor ve bu beklentisi de gerçekleşiyor. Yeni buluşlar, yeni imkanlar, yeni teknoloji bizi ve mutsuz yaşamımızı her gün daha kolaylaştırıyor. Ancak biz hep o huzursuz endişeli, tatminsiz, benzer yaşamdan bir türlü çıkamıyoruz, kurtulamıyoruz. Bize]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan, her an, yaşamına yeni bir bilimsel buluşun, yeni bir teknoloji ürününün girerek onu daha keyifli daha kolay ve rahat yaşatacağına inanıyor ve bu beklentisi de gerçekleşiyor.</p>
<p>Yeni buluşlar, yeni imkanlar, yeni teknoloji bizi ve mutsuz yaşamımızı her gün daha kolaylaştırıyor. Ancak biz hep o huzursuz endişeli, tatminsiz, benzer yaşamdan bir türlü çıkamıyoruz, kurtulamıyoruz.</p>
<p>Bize dışımızdan konfor sunulsa da, huzur, mutluluk ve tatmin sunulamıyor. Çünkü içsel olanın dıştan eldesi mümkün değil ! İç huzuru ve mutluluk; zannettiğimiz gibi dıştaki imkanlarla gelebilen bir şey değil. Daha doğrusu, mutluluk, dıştan temin edilen, elde edilen bir şey değil, fark edilen bir şey !</p>
<p>İnsan, bilimsel ve teknolojik ilerlemeyi kabul ediyor ve her an harika bir ürünü bekliyor. Ama ortaya, bizi değiştirip mutlu, dingin ve huzurlu bir insana dönüştürecek olan “o şeyin” yaşamımıza girebileceğinden o kadar inançsız ve beklentisiziz ki, böyle bir şeyin mümkün olabileceğine bizi hiç kimse ikna edemez gibi geliyor bize.</p>
<p>Zaten hiç kimse, yaşamında görünürde değişiklikler olmadan ve kısa bir sürede, sıkıntılı, endişeli ve karamsar yapısından dönüşerek, mutlu bir insan olabileceğine inanamaz. Kendi Hakikatinin fark edilişi dışında!..</p>
<p>Ama insanlık tarihi kadar eski, bir dönüşüm okulu olan, “Bilgelik” de zaten bunun için vardır. İnsanın dış dünyasında görünürde bir değişim olmadan, mutluluktan uçacağı bir dönüşümdür bilgelik !.. Bu dönüşüm; “insanın mucizesi” olarak tanımlanır.</p>
<p>Bazı zamanlar vardır ki, insanın tüm yaşamındaki en önemli zaman, en büyük fırsattır o !  Ve beklenmediktir. Bir anda çıkıverir karşısına. Ve o an, eğer içselinde onu heyecanlandıran ve bilmediği bir sebeple çekiliş yaratan o şeye yönelirse, yaşamı o zamandan sonra geri dönüşsüz olarak değişecektir.</p>
<p>Sizlere, yaşamın anlamını sunan ve yaşamınızı anlamlı kılacak olan dönüşüm okullarını duyurmaktayız.</p>
<p>Ve okuduğunuz bu yazı “bir tesadüf” değildir ! Çünkü Yaşam mucizesinde tesadüfler yer almaz !..</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/bir-donusum-okulu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NEDEN BİLGELİK</title>
		<link>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/neden-bilgelik/</link>
					<comments>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/neden-bilgelik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ozlempekcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2019 18:56:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgelik Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Işık Yazan Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://zirvera.info/?p=857</guid>

					<description><![CDATA[İnsanın en büyük yanılgısı, “mutluluğun bir baht işi olduğu” nu zannetmesidir!.. İnsanlık tarihi kadar eski olan “BİLGELİK“; mutlu olabilme sanatıdır ! Ama insan, mutluluğun bir eğitimi olduğunu dahi bilmemektedir. Mutluluk; insanın nelere sahip olduğuyla (niceliğiyle) ilgili değil, kendi yüceliğini ve içinde bulunduğu Varoluşun Mutlak Mükemmelliğini fark etmiş ve O’ nunla uyum ve irtibatta olmasıyla (insanın niteliğiyle)]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanın en büyük yanılgısı, “mutluluğun bir baht işi olduğu” nu zannetmesidir!.. İnsanlık tarihi kadar eski olan “BİLGELİK“; mutlu olabilme sanatıdır !</p>
<p>Ama insan, mutluluğun bir eğitimi olduğunu dahi bilmemektedir.</p>
<p>Mutluluk; insanın nelere sahip olduğuyla (niceliğiyle) ilgili değil, kendi yüceliğini ve içinde bulunduğu Varoluşun Mutlak Mükemmelliğini fark etmiş ve O’ nunla uyum ve irtibatta olmasıyla (insanın niteliğiyle) ilgilidir.</p>
<p>Öyle “Yüce İlahi Kanunlar” vardır ki; fark etmiş olan için çalışır ve farkında olmayan için işlerliği yoktur. Yani, bu ilahi kanunu bilinç harekete geçirmektedir !.. Bunu fark eden bilge mucizeleri yaşar haldedir, çünkü kanun mantıklı alelade insan için inanılmaz bir kanundur.. Ama çok şükür ki, İlahi Plan mantık ötesi gerçekliktedir !..</p>
<p>Kanun şudur :<br />
“İnsan neşe, mutluluk ve bolluk içinde yaşayabilir.. Ve bunun için de yapması gereken bir şey yoktur, sadece Varoluşa uyum’ lanmış olması yeterlidir !..”</p>
<p>İşte Varoluşa uyumlanma sanatı BİLGELİK’ tir ve siz yaşamınızda bu uyumu yaratırsanız “Yüce Kanun” sizin için çalışır hale gelir. Mutluluk ve bolluk, sadece yüksek bu farkındalık ile yaşamınıza girecek olan bir “bilgelik bilinci niteliği” dir.</p>
<p>Bu inanılması çok zor olan niteliğe sadece 34 derste ulaşabilirsiniz, tıpkı önceki yıllarda bu çalışmaya katılıp DÖNÜŞÜM geçirmiş olan arkadaşlarımız gibi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/neden-bilgelik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DÖNÜŞÜM GEREĞİ</title>
		<link>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/donusum-geregi/</link>
					<comments>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/donusum-geregi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ozlempekcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2019 18:32:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgelik Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Işık Yazan Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://zirvera.info/?p=828</guid>

					<description><![CDATA[Bilgelik, Çoğalan Sevgi Yolu, Huzur ve Mutluluğun Yolu... Bugün artık pek çok kişi din’le ruhsallığın arasındaki ayrımın farkında. Kendi benliklerinin içinde yatan gerçek derinliği keşfeden insanların sayısı giderek artıyor. İnsanın ne kadar ruhsal olduğunun; neye inandığıyla değil, bilinç durumuyla ilgisi olduğunu anlıyorlar. Öncelikle insanın temel problemini tanımlarsak, bilinçte bir değişim gereği belirginleşir. “Normal” denilen insan zihni daima]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Bilgelik, Çoğalan Sevgi Yolu, Huzur ve Mutluluğun Yolu&#8230;</h3>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-829 size-full" src="http://zirvera.info/wp-content/uploads/2019/04/Resim1-9.png" alt="" width="943" height="300" /></p>
<p>Bugün artık pek çok kişi din’le ruhsallığın arasındaki ayrımın farkında. Kendi benliklerinin içinde yatan gerçek derinliği keşfeden insanların sayısı giderek artıyor. İnsanın ne kadar ruhsal olduğunun; neye inandığıyla değil, bilinç durumuyla ilgisi olduğunu anlıyorlar.</p>
<p>Öncelikle insanın temel problemini tanımlarsak, bilinçte bir değişim gereği belirginleşir. “Normal” denilen insan zihni daima tatminsiz, endişeli ve sıkıntılıdır. Çünkü “normal” insan yapı olarak ego yönetimindedir ve bunun bilinçsizliği içindedir. Oysa ego yönetimindeki insan kendinde, kavramlara dökülemeyen Gerçeği taşımaktadır. Ama Gerçek, tarife ve kavrama dökülemediği için onunla “Direk Deneyim” olarak karşılaşmadığı sürece onu anlatımla anlaması mümkün değildir. “Gerçek” ise, sadece yaşanarak fark edilendir.</p>
<p>İnsan neyi biliyor olursa olsun, kendinde, zihin yaşamı içerisinde bir dönüşüm gerçekleştiremez ! Çünkü kendisini egosu olarak hissedip yaşamaktadır. Bilgelik okulları ise, kendini ego sanan insanı dönüştürmek ve içindeki Tanrısallığı fark ettirerek “Gerçek Kimliğini” ele geçirmesini sağlamak yolunda çalışır. İnsanın mutluluğu, kendi varlığını yaşamaya başlaması ve kendini ego’su zannından, asıl kendisini yaşayıp tanıyarak fark etmesiyle mümkündür.</p>
<p>Diğer yandan insanlık içinde bulunduğumuz şu dönemde yaklaşmakta olan  bir bilinç ayıklanmasına ve bir seçim yapmaya zorlandığı zamanı yaşamaktadır ki; ya bir üst farkındalığa “geçiş” yapacak, ya da gezegensel tehdidin sonuçlarına maruz kalacaktır.</p>
<p>İnsan bir seçim yapmak zorundadır ! Eski bilinç yapıları evrimleşmediği için artık Dünya bu bilinci taşıyamayacağı bir noktaya gelmiştir. Yani Bilgelik Dönüşümü artık bir mutluluk yolu olmaktan çok bir gerek, bir mecburiyet haline gelmiştir. Radikal bir krizle karşılaştığında bir canlı türü; ya ölür, yada evrimsel bir sıçrama yaparak sınırlarının üzerine çıkar. Varlığını sürdürme olasılığını tehdit eden büyük bir krize karşılık vermek.. işte insanlığın şimdi karşı karşıya olduğu durum budur !..</p>
<p>Çok yakın bir zamana kadar insan bilincinin değişimi bir olasılıktan fazlası değildi ve orada burada birkaç nadir kişi tarafından algılanıyordu. İnsan bilincinin yaygın bir şekilde çiçek açması  daha önce gerçekleşmedi. Çünkü şimdiye dek asla zorunlu değildi. Dünya nüfusunun büyük bir bölümü, şimdi insanlığın bu çok önemli seçimi yapmak zorunda olduğunu görebiliyor, ya da görecek:</p>
<p><strong>Evrim geçir, ya da yok ol !</strong></p>
<p>Yeni bilinç’in merkezinde; düşüncenin ötesine geçebilme, kendi benliğinde düşünceden çok daha geniş bir boyutu algılayabilme yeteneği yatıyor. Eski bilinç yapınızdan uzaklaşacak ve kimliğinizi “yanlış kimlik hissedişi” hatasıyla kendiniz olarak algıladığınız, egodan değil; asıl kendiniz olan varlığınızdan yaşayacaksınız.</p>
<p>Sevgilerimle</p>
<p>Işık Yazan</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/donusum-geregi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİLGELİKTE SICAK KALMAK</title>
		<link>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/bilgelikte-sicak-kalmak/</link>
					<comments>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/bilgelikte-sicak-kalmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ozlempekcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2019 18:21:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Işık Yazan Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://zirvera.info/?p=821</guid>

					<description><![CDATA[Bilgelik, Çoğalan Sevgi Yolu, Huzur ve Mutluluğun Yolu... Bilgide, Bilgelik Farkındalığında Sıcak Kalabilmek Bilgelik yolunda yürüyen insan, bilgelik farkındalığında süreklilik kazanmakla, bu yolda olgunlaşmaya başlar. Bilgece bakışın, bilgece görüşün günlük yaşamımızı kaplaması ile daha endişesiz ve daha huzurlu bir yaşam ustalığına ulaşılır. Ancak bu süreklilik her ustalaşmada olduğu gibi tekrarlarla ve konuda sıcak kalmakla mümkündür. Bir yemek pişirirken, pişmenin iki]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bilgelik, Çoğalan Sevgi Yolu, Huzur ve Mutluluğun Yolu&#8230;</strong></p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-822 size-full" src="http://zirvera.info/wp-content/uploads/2019/04/Resim1-7.png" alt="" width="943" height="541" /></p>
<p><strong>Bilgide, Bilgelik Farkındalığında Sıcak Kalabilmek</strong></p>
<p>Bilgelik yolunda yürüyen insan, bilgelik farkındalığında süreklilik kazanmakla, bu yolda olgunlaşmaya başlar. Bilgece bakışın, bilgece görüşün günlük yaşamımızı kaplaması ile daha endişesiz ve daha huzurlu bir yaşam ustalığına ulaşılır. Ancak bu süreklilik her ustalaşmada olduğu gibi tekrarlarla ve konuda sıcak kalmakla mümkündür.</p>
<p>Bir yemek pişirirken, pişmenin iki şartı vardır. Tencerenin altındaki ateşin dozu yeterli olmalıdır ve bu ateş pişme süresince devamlı yanmalıdır!</p>
<p>Koca bir tencereyi bir mum alevinin üzerine yerleştirirseniz o yemeğin pişmesini umamazsınız. Ya da yeterli ateşte ama ateşi birkaç dakika yakıp bir süre sönük tutarak, kesintili ateş ile yemeği pişiremezsiniz.</p>
<p>Şu günlerin zorlu olayları içinde ve ”hazırlık” çalışmalarımızın sürecinde gerekli ve yeterli bilgelik frekansı dozunda yaşanabilmesi için bilgelikte ara vermeden sıcak kalınması gerekmektedir.</p>
<p>Bu yol, öğrenmiş olmak ya da biliyor olmak yolu değil, sürekli bilincinde olmak yoludur. Geride kalmış bir okul eğitiminin bitirilmişliği ya da bir filmin seyredilmişliği gibi “ben o filmi seyretmiştim” veya “o konuları biliyorum” tarzında değildir bilgelik eğitiminin tarzı.</p>
<p>Önce pek çok konu öğrenilir, öğrenirken ilginçtir, enteresandır ..”vay be, hiç böyle düşünmemiştim” dedirtir, sonra başka bir konu ve pek çoğu.. Yaşam içerisinde her birini hatırlayıp gözlemleyebileceğimiz deneyimler de her gün yaşamımıza sokulur zaten. Giderek her bir konu daha derinlik kazandıkça, bildiğimizi zannederken fark edilmemiş ayrıntılar, özellikler ve yeni yeni motifler fark edilir. Giderek her bir “ayrı konu” birer birer olma özeliğini yitirerek bütünleşir ve yaşama tek bir bakış haline, Var Oluşun tek farkındalığına dönüşür. Artık her an, yaşamın sürekliliği içerisinde bilinç, illüzyonda değil gerçeğin yaşanışı’na yaklaşır. Olaylar eski günlerimizdeki vasıflarında değildirler artık. Üzücü, yıpratıcı, endişe verici olmaktan çıkmışlardır. İlahi sisteme tam güveniş ve kalıcı mutluluk içsel halinizdir !. Ve siz bilgelik yolunun ”ustalık”i keyfini yaşamaktasınızdır. Kişilik illüzyonu ve aczi uçup gitmiş, denizde “kişilik buz kalıbınız” erimiş ve artık 1m. boyunda, 30 cm. enindeki buz kalıbı değilsinizdir ! “Rengi, şekli ve boyu olan, denizden ayrı bir parça” değilsinizdir !..</p>
<p>Erimek sıcak kalmayı gerektirir. Sıcak kalmak şu günlerde en önemli ihtiyaçtır. Peki bilgelik farkındalığında nasıl sıcak kalınır ?&#8230; ”Ben o konuları biliyorum hatasını yapmadan! Çünkü yol; öğrenmiş olmak ve biliyor olmak yolu değil, hangi vesileyle olursa olsun bilginin, “biliyor olduğun bilginin” sıcaklığını sürdürmektir. Bir yandan okumak, diğer yandan hatırlayıp uygulamak, konu içindekilerle sohbet etmek, meditatif bir yaşamda olmak, ama mutlaka süreklilik !..</p>
<p>Bilgeliğin hiçbir konusu düz ve yüzeysel değildir. Konu giderek daha derin farkındalıklara açılır ve manada derinlik, bilgelikte ustalık, tekrarlarla ve sıcak kalmakla kazanılır. İçinde bulunduğumuz, dönüşüm öncesi bu zor zamanlarda en fazla bilgelik ihtiyacında olduğumuz bir dönemi yaşamaktayız. Ve bu yıl artık, geride kalan tüm bilgelik eğitimimizin kullanımı ve ustalaşımıyla geçirilecek bir yıl olması gerekmektedir ki; sıcak kalmak için tekrar tekrar uygulamaların ve çalışmaların içinde kalınması gerekir.</p>
<p>Bu yıl 4 ayrı mekanda sürekli çalışmalarımız olacak. Ve özellikle, her hafta 2 mekanda 34’er hafta sürecek devamlı çalışmalar da, arzu eden ve imkanı olan arkadaşlarımız için bilgi ve uygulamada sadece 6 gün ara vererek sıcak kalınması imkanını verecek.</p>
<p>Ekim ayının başından itibaren geçen yıl kaldığı yerden uygulama çalışmalarımıza da devam edeceğiz. Temennim; bu çalışmaların kaçırılmadan beraberliğimizin sürdürülmesi yönündedir.</p>
<p>Sevgilerle</p>
<p>IŞIK YAZAN</p>
<p>2015</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/bilgelikte-sicak-kalmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİR YAZ PAYLAŞIMI</title>
		<link>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/bir-yaz-paylasimi/</link>
					<comments>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/bir-yaz-paylasimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ozlempekcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2019 18:18:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Işık Yazan Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://zirvera.info/?p=817</guid>

					<description><![CDATA[Bilgelik, Çoğalan Sevgi Yolu, Huzur ve Mutluluğun Yolu... Kendini, kimliğini, ego duygularıyla algılamakta olan “yanlış kimlikli insan”, diğer yandan içinde kavrama dökülemeyen asıl kimliğini taşır ! “Gerçek”; tariflerle ve kavramlarla anlaşılamayacağından dolayı, insan, O’ nunla karşılaşmadığı sürece O’ nu bilmesi mümkün değildir. Diğer yandan, şu dönemde ; ya bir bilinç sıçraması yapacak, ya da gezegensel tehdidin sonuçlarına]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="wp-image-819 size-medium aligncenter" src="http://zirvera.info/wp-content/uploads/2019/04/Resim1-6-300x199.png" alt="" width="300" height="199" /></p>
<p><strong>Bilgelik, Çoğalan Sevgi Yolu, Huzur ve Mutluluğun Yolu&#8230;</strong></p>
<p>Kendini, kimliğini, ego duygularıyla algılamakta olan “yanlış kimlikli insan”, diğer yandan içinde kavrama dökülemeyen asıl kimliğini taşır ! “Gerçek”; tariflerle ve kavramlarla anlaşılamayacağından dolayı, insan, O’ nunla karşılaşmadığı sürece O’ nu bilmesi mümkün değildir.</p>
<p>Diğer yandan, şu dönemde ; ya bir bilinç sıçraması yapacak, ya da gezegensel tehdidin sonuçlarına maruz kalacaktır. Yani bilgelik yoluyla “bilinç dönüşümü”, artık eski yorumlardaki gibi sadece “mutluluk için” değil; mutluluğun ötesinde biri geçiş şartı haline gelmiştir.</p>
<p>Zor ve badireli bir döneme neredeyse girilmek üzeredir ve insan bu badireler içersinde  değişmeyip kaybolmayacak bir güvenceyi bulup ona tutunamazsa, zorlu fırtınanın içinde ve hatta ön esintilerinde savrulup gidecektir.</p>
<p>İnsanın normal yaşam zamanlarında güvendiği biçimsel kavramların her birini, gelen fırtına söküp atacaktır. Bu “biçimsel güvenceler” zihinsel olabilen her şeydir. Yani düşünerek çözüm ve çare üretilecek hiçbir enstrumanın olamayacağı sürece girilirken; biçimsel ve kavramsal olmayan İçsel Merkez, insanın tutunabileceği ve savrulmasını önleyebilecek tek ve yegane gerçekliktir.</p>
<p>Önündeki zaman, İçsel Merkez’ in her istenildiği  ve ihtiyaç duyulduğunda içte adeta kristalize olmuş halini tanıyıp, O’ nunla bütünleşip “O merkez olarak” ışıyabileceği uygulamalarla hazırlanabilmeye ancak yetebilecek kadardır !.</p>
<p>Zihinsel yaklaşımla asla algılanamayacak olan ve ancak Bütün’ le içselinde birleşerek ışıyacağı coşturucu merkezi bilir ve yaşar hale gelmek, yegane hazırlıktır. Başka diğer her şey zaman ve enerji israfıdır.</p>
<p>Merkezini bulmak, onu gerçekleştirmek; içinizdeki 5. Boyuttur. Bu birlik boyutuna, sizi ileride bir durumun, bir “Geçiş” olayının, bir takım yardımcıların geçireceği zannı yanılgıdır. Siz merkezinize sıçramaya ve içsel dönüşümü gerçekleştirmeye niyet ederseniz yardımlar üzerinizde olacaktır !..</p>
<p>İçinize bu ilham, bir dönüşüm arzusu ve sevinci, yeni bir boyutu içinizde keşfetme heyecanı, hiç değilse bunu okurken doluyorsa artık zamanı gelmiş demektir.</p>
<p>Haydi arkadaşlar..</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/bir-yaz-paylasimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YAŞAM MUCİZESİ</title>
		<link>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/yasam-mucizesi/</link>
					<comments>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/yasam-mucizesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ozlempekcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2019 18:16:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Işık Yazan Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://zirvera.info/?p=814</guid>

					<description><![CDATA[Bilgelik, Çoğalan Sevgi Yolu, Huzur ve Mutluluğun Yolu... "Hayat bir maceradır; devam eden bir macera, bilinmeyene doğru sürekli bir serüvendir. Mantıkla yaşamın ayrıldığı yer burasıdır. Mantık eski olanla kalır. Mantıkta herhangi bir sıçrama olamaz, mantık kuantum sıçramasına doğası gereği izin veremez. Mantık yeni olana asla ulaşamaz, yalnızca eski olanı ortaya koyar. Yeni, bu yüzden yenidir. Çünkü kökleri]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bilgelik, Çoğalan Sevgi Yolu, Huzur ve Mutluluğun Yolu&#8230;</strong></p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-815 size-medium aligncenter" src="http://zirvera.info/wp-content/uploads/2019/04/Resim1-5-300x200.png" alt="" width="300" height="200" />&#8220;Hayat bir maceradır; devam eden bir macera, bilinmeyene doğru sürekli bir serüvendir. Mantıkla yaşamın ayrıldığı yer burasıdır. Mantık eski olanla kalır. Mantıkta herhangi bir sıçrama olamaz, mantık kuantum sıçramasına doğası gereği izin veremez. Mantık yeni olana asla ulaşamaz, yalnızca eski olanı ortaya koyar. Yeni, bu yüzden yenidir. Çünkü kökleri eski olanın içinde değildir. Tamamen yenidir. Geçmişten destek almaz. Gizemlidir; kestirilemez, açıklanamaz çünkü bütün açıklamalar geçmişten gelir. Ancak; güzelliği, gizemi, haşmeti de buradadır&#8230;.&#8221; diyor; büyük veli OSHO !..</p>
<p>İnsanoğlu 5. Boyut&#8217;un &#8221; BİRLİK &#8221; deneyimini yaşamadı geçmişinde. Ve geleneksel insan, mantıklı insan böyle bir şeyi aklıyla irdeleyemez.&#8221; Böyle gelmiş böyle gider &#8221; tarzındaki yaşam görüşü asla onu bilemeyecektir. Sadece sezgisel fark edebilenler ve gönüllerinden algılayanlar yeninin, bilinmeyenin farkındadır.</p>
<p>Yeni, yepyeni, hiç deneyimlenmemiş olan yüce ve görkemli olan çok yaklaştı.. Geliyor!..ama mantıklı değil, akılcı değil, geleneksel değil !.</p>
<p>Bu yüzden; yüksek farkındalıklarda belirmiş olan,sezilebilen,hatta enerjisi hissedilir hale gelen bu yepyeni çağ; daha öncesi ve bilinen yanı olmayan bu çağ, aklın alamayacağı ve mantık için imkansız olan yepyeni çağ; dünyada çok azınlık olan yüksek realitelerin farkındalık radarına girmiş olan bu ihtişam; inanılmazdır, akıl dışıdır, delicedir.</p>
<p>Kış başında doğmuş kısacık ömürlü bir böceğin deneyimi için, bahar ve yaz nasıl öngörülemez ise, Bir&#8217;lik ve düalitesizlik ile gelen ihtiyaçsızlık çağı bu kadar yakınımızda olsa bile sezgiden nasibi olmayan mantıklı akıl için anlaşılamaz, ulaşılamazdır. Bu yepyeni boyut, gelmekte olduğunu, eskinin yeniye doğru yol aldığını yıllardır apaçık gösterdiyse de; soğuk suyun giderek ısındığını görse bile, daha önce deneyimlememiş bir mantık, onun bir anda artık yere doğru akmayan, göğe doğru yükselen yeni bir boyuta geçeceğini öngöremez. Giderek ısınması mantıklıdır ateşteki suyun ama su olmaktan çıkacağı inanılmazdır.. Yerde, dalda sürünen bir kurtçuğun yedikçe büyümesi mantıklıdır ama kelebeğe dönüşüp sürünmek yerine gökyüzünde uçacağı tahmin edilemez, mantıkla öngörülemez olandır.</p>
<p>Akılcı, mantıklı, geleneksel akıl; süregideni bilir onu benimsemiştir ama &#8220;dönüşüm&#8221; ona göre değildir.  Sürdürmek ister alıştığını, çileler çekse de.. Babadan kalma olan tehlikesizdir, bıkılsa da.. Eskinin  ”artık bildiği eski olmaktan çıkmış” olduğunu görüyor olsa da, saçma bulur, direnir yeninin haberine !..</p>
<p>Yükselmiş insan, durmadan yükselmeyi bambaşka olanı yaşamayı özler. Ve onun gelmekte olduğuyla, yaklaşmış olmasıyla coşku dolar. Onu çağırır !. Gelenekselci ise bilinmeyenden, bilmediğinden korkarak, çoğunluğun “böyle bir şeyin asla olamayacağı..” fikri ile (sürü güdüsüyle) teselli bularak, yine çoğunluğun fikrinden aldığı cesaretle saldırıp dalga geçecektir dönüşümün farkında olanlarla.</p>
<p>Eskinin tekrarı, kanıksanmış olanın sürdürülmesi cehennemimizdir ! Oysa cennete varmaya bir adım, az bir zaman, birazcık daha sabır ve teslimiyet dönemi kalmış bulunuyor. Yükseğe, güzele, daha mükemmele geçilmeyecek olsaydı onun adı Yaşam Mucizesi olmazdı&#8230;O Tanrısal olmazdı&#8230; ve yaşanmaya değer olmazdı !..</p>
<p>Sevgiler.</p>
<p>Işık Yazan</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/yasam-mucizesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ali Erdinç Başaran&#8217;a Açık Mektup Tarzında Cevaptır</title>
		<link>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/ali-erdinc-basarana-acik-mektup-tarzinda-cevaptir/</link>
					<comments>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/ali-erdinc-basarana-acik-mektup-tarzinda-cevaptir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ozlempekcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2019 18:11:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Işık Yazan Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://zirvera.info/?p=811</guid>

					<description><![CDATA[Öncelikle, hazırlamakta olduğum birçok bilgelik çalışması konularını şu dar zamanlarda bana bıraktırıp, beni böyle seviyesiz olay ve polemikler içine sokarak, zaman, enerji, lüzumsuz akılsal meşguliyet ve lüzumsuz adli takibatlar içine soktuğun için seni kınayarak başlamak istiyorum ifadelerime. Kendi işiyle meşgul bir adamın yanından çantasını alıp kaçan, ve ne olduğunu nedenini anlayamadan çantasının peşine düşmüş adamı]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Öncelikle, hazırlamakta olduğum birçok bilgelik çalışması konularını şu dar zamanlarda bana bıraktırıp, beni böyle seviyesiz olay ve polemikler içine sokarak, zaman, enerji, lüzumsuz akılsal meşguliyet ve lüzumsuz adli takibatlar içine soktuğun için seni kınayarak başlamak istiyorum ifadelerime.</p>
<p>Kendi işiyle meşgul bir adamın yanından çantasını alıp kaçan, ve ne olduğunu nedenini anlayamadan çantasının peşine düşmüş adamı bir de etrafındakilerle suçlayarak, kınayarak kahramanlık edası içinde, yaptığının çok doğal ve “haklılık” olduğunu savunma cür’eti içine gir. Hatta adamı bir de döv bari!</p>
<p>Olay aynen budur!.. Ama gel bu olayı bilmeyenlere izah ederken hareket noktamız olarak, facebook’unda 12/05/2016 gününde yazdığın saçma sapan, yalan dolan ve demagoji içeren, ucuz kahramanlık destanından yola çıkalım.</p>
<p>Olay, 50 küsur yıldır, ortaya koymaya çalıştığım ve tam olgunlaştığında, yani şu günlerdeki gibi, insanlar üzerinde büyük değişim ve dönüşümlerini de gördükten sonra insanlığa sunmak istediğim; “Bilgelik Bilinci”nin; 1- “Temel bilgiler”, 2-”Tatbikat” ve 3-”Yaşanışı” olarak, 3 alanda bölümlenecek olan eserin, yıllar önce ilk “temel bilgiler” kısmına hasb-el kader ulaşıp da, şu günlerde, sadece o kısmını haberim olmadan alıp kaçarak hem de çok eksikli olarak bastırıp, “kitap yazdım” diye ortaya çıkışındır. Kitabın adı ise; “İnsanın Kitabı”; ama yayınlayanın “İnsanlıktan Nasibi Var mı” acaba?..</p>
<p>Yaptıklarını, seni tanıdığını sananlara haklı göstermek ve paçayı ucuz bir demagojiyle kurtararak yürüdüğün eğri yola devam etmek üzere, beni ve öğretimi güya överek, konuya yine güya dürüstçe ucuz kahramanlık “itiraf”larınla giriş yapmışsın. Gel şu yazılarına, toptan bir cevap değil de, satır satır ele alarak göz atalım ve herkes yalan dolanı fark etsin.</p>
<p>Yazının başından ilk satırla başlayalım;</p>
<p>“Kitapla ilgili 4 gündür süren suçlamalara karşılık şunu açıklamak istiyorum.”</p>
<p>Neden açıklama lüzumu gördün söyle;</p>
<p>Çünkü yayıncı kitap evi, eserin tümünün benden alındığını duyunca, yayınevini de töhmet altında bırakan bu olayı sorguladılar ve sen de; “ben Işık beyle görüşür işi hallederim, çünkü o, şey yapılmaya alışıktır” tarzı bir cevapla, ama, yana yakıla telefonla beni arayıp akşam dersimdeyken telefonumu çaldırdın. Ama ertesi gün de bana ulaşamayınca o panikle “ne yapayım, ne yapayım” diye düşünerek bu vahim sonuçlara doğru giden olayı kahramanlık ve vatana hizmet edasıyla ve hiç değilse takipçilerinin gözünde karizmayı çizdirmemek için güya açıkladın ve gerçekten takipçilerin ağlamaklı oldular, seni tebrik ettiler.</p>
<p>-” Ben bu kitapta, kendi Hocam tarafından gururla karşılanacağını düşünerek, O’nun anlatım örneklerini bile (mükemmel oldukları için) değiştirmeden kullandım.”</p>
<p>Ne hakla?.. Haber mi verdin? Onayımı mı aldın?.. “Çaktırmadan” ifadesini kullansan daha doğru bir cümle olurdu bu. Ve bana, böyle bir talebe yetiştirmiş olmanın gururunu yaşattığın için minnettar mı olmamı bekliyorsun sana. Ve takip eden cümlen şöyle;</p>
<p>-”..hiçbir mahsur görmedim!”&nbsp; Buna söyleyecek söz bulamıyorum!</p>
<p>-”Şimdiki öğrencileri tarafından onun ses kayıtlarını kağıda aktararak kitap haline getirmek gibi bir şekil olarak, kısacası hırsızlık olarak</p>
<p>algılanmaktadır.”</p>
<p>Şimdiki “dolduruşa gelmiş” öğrencileri tarafından değil; “Türk Ceza Kanunu’nun Telif Eserler Mevzuatı” tarafından!.. Buna cehalet mi diyelim ya da argo ifadesiyle “aptalı oynamak” mı diyelim ya da gel en doğru ifadesiyle “demagoji” yaparak olayı geçiştirmek diyelim.</p>
<p>Şu anda, sürdürdüğüm “Bilgelik Bilinci” çalışmalarımdaki pek çok hukukçu arkadaşlarımın isyanıyla başlamış olan ve maalesef kendi eserimin telif hakkına senin sahip olmanı engelleyerek, beni kendi eserimi yayınlayabilmekten mahrum bırakamaman için bana “mecburen” başlattığın bir yargı süreci içine girmiş bulunuyoruz.</p>
<p>-”Siz Işık Bey’in Seminerlerini almaya başlamış kişilerin yerine kendimi koyduğumda evet kitap tastamam onun öğretisi, onun ders akışıyla aynı gibi duruyor; haklısınız. Ben de olsam ben de bunun bir kopya olduğunu düşünebilirim.”</p>
<p>“Aslında aynını aldım ama kopya değil !” anlamındadır dikkat !..</p>
<p>İşte demagoji buna deniliyor.</p>
<p>&#8211; Ben Işık Bey’in sunduğu bilgiye duyduğum saygıdan(?) kitaba bu kadar değişmez bir biçimde aldım izahatları; ondan O’ndan bunu çalmamdan falan değil! Kimsenin bir şeyini çalmakla işim olmaz..</p>
<p>-Ama kitap çıktıktan dört gün sonra hala anlam veremediğim(?) bir suçlamayla karşılaştım!</p>
<p>-”Ben hala gurur duyulması(?) gereken bu durum yerine, savaş açılma olayına karşı şaşkınım! Işık Bey ya da Siz tepkili öğrencileri beni hırsızlıkla suçlamaktasınız. Ne diyim ?&#8230;”</p>
<p>Sen mi safsın?.. Yoksa alemi mi saf, ya da, enayi veya “ne desem yerler bunlar” konumunda algılıyorsun?.. Bunlar, anlaşılması çok zor deli saçması ifadeler!..</p>
<p>&#8211; “Eğer böyle bir bakış açısıyla düşünürsek, yani herşeyi Allah’ın sunumu değil de kişilerin sunumu olarak değerlendirirsek! Siz birkaç yıldır Işık Bey’in derslerini alan kişilerce Işık Bey’in öğretisi diyebileceğiniz Ruhsal bilgiyi aktardım.”</p>
<p>“Aktardım” değil, “ ben yazmışım gibi herkese yutturdum” ifadesi daha doğru olmaz mıydı? Müsaade et de eserin sahibi o bilgiyi aktarsın insanlara!.. Ve nereden biliyorsun ki; eserin 1989’dan başlayarak, ancak şimdi “eksiksiz ve dönüştürücü” son haline&nbsp; gelmiş olduğunu görmüş olmamla; 1. Cildinden başlayarak yazmaya başladığımı ve önümüzdeki ay matbaaya verilmek üzere olduğunu? (Mesela)!</p>
<p>Peki ne olacak o zaman? Nasıl yayınlarım ben şu bir ömür verdiğim eserin ilk cildini? Bunu herkese açıklar mısın lütfen! Hem eserimin bu baş tarafını kurnazlıkla ve “ben kitap yazdım” diyerek, eksik, ruhsuz ve gereken enerji ve olgunluğundan yoksun bir şekilde yayınlıyorsun ve beni atlatıp önüme geçiyorsun. Hem eserimi artık yayınlanamaz hale getiriyorsun. Hem de en önemlisi şu ki Ali bey, iyi dinle; eseri çarçur ediyorsun! Bak nedenini açıklayayım da etrafındaki dostların bilsinler, çünkü sen bu hırs ve egoyla bunu anlayabilecek durumda değilsin.</p>
<p>Bir eser ilk zamanlarda henüz hamdır ve giderek son kısımları oluştukça olgunlaşır ve son kısımlardaki aldığı mükemmel hal, baş kısımını da etkileyerek onu da değiştirir, mükemmelleştirir ve eser başıyla sonuyla uyumlu ve mükemmel hale gelir. Ama bunu eser hazırlayanlar bilir, “yürütenler” ise, ne bulduysa ve eser ne safhada olursa olsun onu kapıp kaçar ve “yazdım” diye yayınlar.</p>
<p>Bu sebepten yazdığını iddia ettiğin bu kısım için “eksik, ruhsuz ve gereken enerji ve olgunluğundan yoksun” ifadesini kullandım. Çünkü senin eseri “bulduğun ve kaptığın” yıllara göre çok eksikli ve çok çok önemli takviyeler, tamamlamalar ve fark ettirici unsurlardan yoksun bir halde yayınlanmış durumda bu haliyle. Ne dediğim, esasen ben onu kitaplaştırdığımda, aradaki fark ile anlaşılacaktır.</p>
<p>-Bu kitapta anlatılan kısım, yani ruhsallığa yeni adım atan kişiye verilmesi gereken kısmın büyük bir bölümü Işık Bey’in gezegene sunumu olabilir ama hepsi o! Ben n’apıyim, Allah’ın yarattığı İnsan varlığı 7 çakralıysa ve anlatılacaklar bunlarsa bunların öğrendiğim kişiden izin almak, ona teşekkür etmek ya da adını anmak çok yapmacık geliyor bana!</p>
<p>Bu ifadelerin içerdiği “Haklılık” edasına herkesin dikkatini rica ediyorum! Ve diyor ki;</p>
<p>Tek kaynak Tanrı’dır ve de bu böyle!</p>
<p>Bak bak uyanığa! “Tabii canım buna kim itiraz edebilir ki!”! hele “kaynak kişi” olarak kitapta “Ali Erdinç Başaran” diye koskoca bir isim olduktan sonra!..</p>
<p>Bak Ali bey, şu diyeceğime iyi kulak ver:</p>
<p>Tek kaynak Tanrıdır ve O, bu sonsuz Varoluşun sonsuz anlatımlarını, her yazarına farklı farklı, başka başka anlatım bireysellikleri içersinde akıtarak sunar. “Bireysellik” ne demektir bilir misin?.. O yüce kaynağın ifadesi’nin, ortaya konuluşunun, her “hissedip anlatan”ından başka başka renklerde, başka bir keşfedişle, değişik tarzlarda, doğadaki çiçekler gibi; “hepsi Allahtan”, ama hepsinin ayrım yapılamayan başka başka güzellikler içermesidir.</p>
<p>Son 30 yılın şu spiritüel açılım çağında, Tanrısal Alemi insanlara sunmaya çalışan 100 000’ lerce eser yayınlandı. Bunların herbiri bir diğerinden farklı ve O’nu anlatmaya çalışmaktaydı. Sen de, ”Ben n’apıyim, Allah’ın yarattığı İnsan varlığı 7 çakralıysa ve anlatılacaklar bunlarsa” diyerek bir demegojiye sığınacağına, “Sonsuz Gerçeğin” derin, farklı ve sana özgün bir ifadesini, bir derinliğini yakalayabiliyorsan bunu yaz, sana ait yeni bir şey söyle!.. Bu alan, içine sıkışılıp kalınamayacak kadar sonsuz geniş bir alan. Benim getirdiğim bilgiyi alma. İş; yeni bir şey söyleyebilmekte! Yoksa benimkini yürütüp de; “Ben n’apıyim tüm gerçeklik bundan ibaret” zavallılığına sığınma. Gerçeği herkes anlata anlata bitiremiyor, her birinin rengi ve vizyonu birbirinden farklı ama sen o kadar renksiz, o kadar vizyonsuz birisisin ki, Gerçeğin sonsuz alanından yeni bir şeyleri fark etmek, kitaplaştırmak ve işte o zaman beni hocan olarak gururlandırmak yerine, benim eserimi kapıp kaçarak “kitap yazdım” diye seviniyor, “çıktı nihayet” diye hamd ederek facebook’undan reklam edip duruyor, kitapçı dükkanının rafları arasından pozlar vererek çevreni etkilemeye çalışıyorsun.</p>
<p>Bak Ali bey, “Gerçeğin reklama ihtiyacı yoktur! Ama sahtenin kandırabilmek için reklama ve ikna’ya çok ihtiyacı vardır. Ve olaylar bu boyutu almasaydı oldukça ikna ediyor gibiydin etrafında sana inanmak isteyenleri. Kitap için yazılan methiyelerden bu anlaşılıyor, ama onların içinde dürüst ve aklı selim sahibi olanlar varsa, bu yazdığım yazıya cevaplar ve yorumlar yapsınlar lütfen.</p>
<p>Bir de ortada büyük bir yalanın geziyor. Diyorsun ki:</p>
<p>”Sanırım frekans konusunda elektriğin frekansının 1 milyon Hz. olması bilgisini başka bir yerde bulamadığımdan direk Işık Bey’i telefonla aradım bu bilginin hangi kaynaktan geldiğini sordum. O da bana eski “Ruh ve Madde” dergilerinden birindeki makalede yer aldığını söyledi! Kitabı yazmadan önce Hoca’ya bir konuyla ilgili danışmam, yine kitap çıkmadan önce O’na telefon açıp da “şu kitaba bir göz atıp, gerekli tashihler varsa yapar mısınız ?” demem de bunun kanıtıdır. Kendisi o günlerde pek bu konuyla ilgilenmedi.”</p>
<p>“Kitabı yazmadan önce Hoca’ya bir konuyla ilgili danışmam, yine kitap çıkmadan önce O’na telefon açıp da “şu kitaba bir göz atıp, gerekli tashihler varsa yapar mısınız ?” demem de bunun kanıtıdır. Kendisi o günlerde pek bu konuyla ilgilenmedi.”</p>
<p>Tamamen yalan!.. Sen bana bir bilgi danışırsan tabii ki sana bildiklerimi söylerim. Ama o sırada benim eserimi yayınlamakta olduğunun farkında değilim ki! Ayrıca bana Bodrum’ daki çalışmama gideceğim gün telefon ederek “hocam ben bir kitap yazdım ve size gelmek istiyorum” dediğinde; bana, basılmış bir kitap getireceğini zannederek “Alicim ben gidiyorum lütfen Gülfer’ e bırakıver” diye cevap verdim. Yoksa “bak dikkat et, senin bilgilerini kitaplaştırıyorum ve sen bu işe bakalım ne diyeceksin?” anlamında bana geleceksin, ve ben de; bu bilgilerin henüz yeterince olgunlaşmadığını ve daha sonra ben “bir bütün olarak” onu kendim yayınlayacağımı söylemeyeceğim sana” öyle mi?.. Ve sen benim Bodrum’ a gidiyor olup da kitabının(?) tarafımdan fark edilmemiş oluşuna da herhalde çok sevinmiş olmalısın. Zaten üzerine düşen “haber verme” sorumluluğunu da (vicdansız) vicdanında halletmiş bulunmaktasın ki, utanmadan;</p>
<p>-Ama kitap çıktıktan dört gün sonra (hala anlam veremediğim?) bir suçlamayla karşılaştım!</p>
<p>Diyebilmektesin!.. Kitap çıktığında caka satarken değil de, şimdi kuyruğun sıkışınca, ahvalin demagoji yoluyla nasıl kurtarılacağı acelesiyle, o sana inanmış ve “Hapşırsan”;&#8230;..”Ne güzel de hapşırıyor!” diyen insancıklara, bu “yalan, kandırıcı, hilekar ve ancak sığ akıllara hitap eden” komik yazıyı yazıyorsun ve şimdi artık; ne kadar dürüst, ne kadar haklı ve “Allahın bilgisini” halka sunmuş bir kahraman edasını takınabiliyorsun.</p>
<p>Ve ben şimdi senden ve de o; “Boş ver Alicim biz önümüze bakalım, geleceğe akalım!” ya da; “Sen aşmışsın hocaları geçmişsin! zaten boynuz kulağı geçer” diyenlerden Cevap bekliyorum o ucuz yağ kokan laflar yerine. Hodri meydan!.. Cevap istiyorum, demagojik laflar değil.</p>
<p>Bak, yazdıklarıma satır satır cevap verilmesini bekliyorum!</p>
<p>Cevap veremezsen, kabul etmiş olduğun belli olacaktır ve bu güne kadar binlerce kişide olup da ses kayıtlarımı “Kitap yazdım” diyerek yayınlamamış o dürüst, namuslu, kendini ve haddini bilen insanların önünde yaptığın iş apaçık açıklanmış olacaktır.</p>
<p>Hiç kimsenin tahmin edemeyeceği ve özellikle senin asla tahmin edemeyeceğin “bu yazıyı” yazmaya beni sen mecbur ettin! Yoksa ben, kendi eserimi senin tarafından neredeyse yayınlayamayacak duruma düşürülmeseydim ve esasen, insanlara karşı, o yakında yayınlayacağım “dönüşüm yaratıcı”; “bilgeliğin tüm öğretisi” nin, senin yüzünden yayınlanamamasının ”insanlara asıl haksızlık” olacağını düşünmeseydim, tüm bu yasal işlere girişmeye tenezzül bile etmezdim ve sen de zaten beni tanıdığın için buna güvendin!</p>
<p>Evet ben çok hoşgörülü ve polemiklerden kaçan birisiyim ama polemiğe girersek alasını ve doğrunun nasıl ifade edileceğini de çok iyi bilirim. Ziya Paşa der ki:</p>
<p>“Allaha sığın şahs-ı halimin (yumuşak huylu insanın) gazabından, zira yumuşak huylu atın çiftesi pektir”.</p>
<p>Şöyle yazmışsın:</p>
<p>“-Bundan da öte ben bütün bu öğretiyi tüm seminerlerimde verirken hiçbir sorun yoktu. Hoca’nın ses kayıtları herkesin elinde dolaşmakta ama şimdi kitabın içinde görününce bir garip durum oldu!”</p>
<p>Diyorum ya; o kadar cahilsin ki, bu bilgiyi her yerde, bilmeyenlere kendi bilgin olarak tabii ki anlatır ve kullanırsın, ama o bilgi; “kitap yazdım” diye kitaplaştırıldığı anda, “telif eser” olur ve orada burada anlatımından farklı bir duruma girer!.. Lütfen söyle, gerçekten bunun farkında olamayacak kadar saf mısın? yoksa diğerlerinin saflığına güvenerek durumu demagojiyle çarpıtmaya mı çalışmaktasın? Çünkü bu yazında, hocana ve onun üzerindeki emeğine,&#8221; Ben Işık Bey gibi muhteşem bir öğretiye sahip bir hocadan” diyerek ve “gezegene getirdiği o kusursuz, muhteşem eseri!” laflarıyla böyle yağlayıp balladıktan sonra, bu ne vefasızlıktır ki; hala o muhteşem egondan taviz vermek sana çok acıklı geldiği için;</p>
<p>-Adına ne denirse densin, sadece ve sadece O’na/Kendime/Tanrı’ya karşı sorumluyum; başka da hiçbir varlığa karşı bir sorumluluk ya da minnettarlık hissetmiyorum.</p>
<p>Diyorsun; ama Kanuna karşı da sorumlu olduğunu fark edeceksin yakında!..</p>
<p>Bak sana çok önemli bir şey öğreteyim;</p>
<p>Şimdi “spiritüel” diye ifade edilen ve eski ifadesiyle “manevi yol” olan bu yol, o kadar yozlaştı ki günümüzde, artık senin yaptığın bu ahlaken de kanunen de kabul edilemeyen hal, neredeyse “hizmet” olarak sunulmaya kadar vardırılabiliyor maalesef. Evvelce bu yolun insanları her şeyden önce dürüst, doğru, haysiyetli, temiz ve yolun gerektirdiği erdemli, şerefli insanlardı. Senin bu yaptığın, fark edildiği anda, yanında bir tek insanın kalmaması gerekirdi. Hatta bir japon; rezil oldum diyerek “harakiri” bile yapabilirdi bu ahlaksızlığın ortaya çıkmış oluşundan mahcup olarak. Senin gibi kahramanlık taslamazdı bu “ahlaklılık yolu” nda.</p>
<p>Hiç Mooji videosu izledin mi youtube’ dan? İzlediysen orada ibret almanı gerektiren bir şey var. Mooji’nin oturduğu ve yüzlerce kişinin izlediği yerde, yanında hocası Papaji’ nin ve arkasındaki duvarda da onun hocası olani Ramana Maharji’nin fotoğrafları bulunur. Yol ve gelenek, vefa içerisinde ve iftihar edilerek böyle sürdürülür. Manevi yol her şeyden önce kişinin kendine olan saygısıyla yürür. Senin yaptığın ise egonu yüceltebilir ama içsel olarak kendine karşı yapılmış en büyük kötülüktür. Kendi içsel değerlerini mahvetmektir bu!.. Çünkü bırak diğer insanları, sen, kendin, bu eserin bana ait olduğunu biliyorsun içselinde! ve “yazdım” derken “kitap yazmanın” bu olamayacağının da bilincindesin elbet.</p>
<p>Anlayışın o kadar dar ki; bak şu ifademi de nasıl da yanlış anlamışsın. Diyorsun ki;</p>
<p>“Bir gün Işık Bey’le ruhsal gerçeklerden söz ederken sürekli “Sizin de dediğiniz gibi”, “Sizin de dediğiniz gibi”, diye tekrar etmem üzerine “Alicim, artık Sen o gerçekleri öğrendin ve onlar artık Senin gerçeklerin” demiştir. Yani kişinin bu yoldaki gerçekleri kendisinin fark etmesiyle kendine mal etmesiyle, emaneti teslim alması mefhumunu bile ben O’ ndan öğrendim!”</p>
<p>Benim ifade ettiğim “fark edilenler” dedir. İfade, sözcükler, öğreti ve bilgi bana aittir ama fark edilmesi gereken “anlam” senin olur. Ve sen, fark edileni, Mooji örneğinde olduğu gibi, “anlam olarak” aktarırsın. Anlamı aktarmanın bin tane yolu ve ifade ediliş şekli vardır. İlla ki benim lafımı tekrar edip, benim örneklerimi verip, benim üslubumu, sözümü kitaplaştırmak değildir marifet! Yani, “fark edilen anlam” sana ait olur artık, ama o ifade ediş bilgi ve örnek bana aittir ve kitap haline getirilerek şekil olarak aynısı sahiplenilemez. Anladın mı?..</p>
<p>Şimdi burada ayrıca değinmek istediğim ve herkesin bilmesinde yararı çok büyük olacak bir bilgi var; “5. Boyut !”</p>
<p>Şu sözlerle ifade ediyorsun;</p>
<p>“Bunlar sırasıyla;&nbsp; kanalın obsesyon olmasının açıklanması üzerine yaşanan kriz!”</p>
<p>“kanal arkadaşımıza komşu eve taşınmamla bu sefer de 5.Boyut Planı beni değişik eğitimlere tabi tuttu.”</p>
<p>“Ben Işık Bey gibi muhteşem bir öğretiye sahip bir hocadan teorik ve Vernon gibi yine muhteşem bir farkındalık ustasında pratik derslerimi, sonrasında da Ruhsallığın en ince ayarları, ayrıntıları ve yüksek boyut farkındalıklarını da 5.Boyuttan aldım.”</p>
<p>O dönemde çalıştığın medyumun, önce düzgün mesajlar verirken, sonrasında bu işi ticarete dökmesiyle, İlahi Plan, medyumu derhal obsesyona soktu; ve kendisini İsis (Mısır Tanrıçası) ilan eden medyum, önce kendisine İsis elbiseleri yaptırıp sonra da takır tukur obsesyonik bir lisanla konuşmaya(?) başladı. Bu gün ayni badire maalesef Türkiye&#8217; de pek çok obsesyonlu kişide yaşanmaktadır. Ve yine maalesef, benim; “kanalın obsesyona girdiği” anonsuma, sen, beraber çalıştığınız için çok kızdın ve beni “medyumu kıskanmakla” suçladın. Buna rağmen, kanal (yani medyum) enerji veriyorum diye pek çok kişiyi hasta etti ve obsesyona soktu. Bu olaylara pek çok kişi de şahittir, isimlerini verebiliriz. Ama Ali bey, çok dikkat edin; enerji veriyoruz diye insanların böyle hasta edilmelerinin, sıkıntıya sokulmalarının vebali çok büyüktür!..</p>
<p>Sonra! Devam edelim;.. Medyumla beraber çalışmaya başladınız ve “5. Boyuttan seni yetiştirdiler!” saçmalığı çıktı ortaya. Ve şimdi 5. Boyutun ne olduğunu da bilmeyenlere bu vesileyle anlatmış olayım:</p>
<p>Şöyle ki;</p>
<p>İnsan; bedeniyle, “madde, mekan ve zaman” boyutunu yaşar, yani 3. Boyutu. Ama içselliğiyle de sübjektif dünyası olan 4.Boyutu yaşar. Kısaca insan, 3. ve 4. Boyutlar içindedir. Şimdi önümüzde bir 5.Boyut açılmaktadır ki; “Terra Operasyonu” bilgileri o boyuta “Terra”, Bedri Ruhselman’ın İlahi Nizam ve Kainat kitabı ise “Yarı Süptil Sevgi Alemi” adını vermektedir. Ve yine Ruhselman bilgileri, bu boyutun üzerinde “ Vazife Boyutları” nın başladığını bildirir. Yani 6. Boyut normal vazifelilerin (sanat, bilim ve komutanların “Atatürk gibi”) ve 7. Boyut ise, yüksek realite vazifelilerinin boyutudur (ki ; Veliler, Peygamberler, Ölümsüz üstatlar gibi)!</p>
<p>Gelelim 5. Boyuta;</p>
<p>(Bedri beyin kitabı, 70 000 yıllık dünya tarihinin kapanışından bahsederken!) Henüz, dünyaya gelen vazifeliler dışında, “dünya talebelerinden” hiç kimsenin 7. Çakradan aydınlanmamış olduğu bilinir. İşte şimdi o çiçeklenmenin zamanı gelmiştir ve 5. Boyuta geçiş yapacak olanlar orada 1 milenyum (yani 1000 yıl) içerisinde ve tek ömürde aydınlanmayı yaşayarak (realitelerine göre 250 yılda, 400 yılda, 650 yılda)&nbsp; Vazife boyutuna geçiş yapacaklardır. Dinsel ifadeler içeren kitaplar bu olaya “Şeytan bin yıllığına zincire vurulacak, ancak bu zamanın bitiminden sonra tekrar zincirlerinden çözülecek” diye 5.Boyutta “düalitenin, olumsuzun olmayıp oranın “birlik ve sevgi alemi” olduğunu anlatırlar.</p>
<p>Tüm bunlar spiritüel bilgilerdir. Ama incelik şurada ki; 5. Boyut, ilk defa ve bu fırsatı insanlara sunmak için açılmaktadır. O, içinde irşad vazifelilerinin bulunduğu bir boyut değildir ve milenyum sonunda da işlevi bitecek olan geçici bir boyuttur. Şimdi; “oradan yetiştirildim” teranesi saçmalıktır. Obsesyonik kanalın obsesyonik saçmalıklarıdır! ve şu anda uğraştığımız tüm şu saçmalıkların sebebi de maalesef, oradan irşad olduğunu iddia edenlerin ve bu 5. Boyut(!) kanallığının başımıza açtığı derttir.</p>
<p>! Elime ne geçecek, şöhret mi para mı ?. Hiç birisiyle işim olmaz..</p>
<p>Edebiyatını da bu fiyatlardan sonra bırakın lütfen. Tam da üzerine bastın evet! ego, hırs, şöhret ve para!.. Sen benden aldığın eğitim ve görgü içersinde “20 yıl” (rakkamla; yirmi yıl) sadece 3-5 TL. lik salon kirası dışında, bu eğitimlere para aldığımı gördün mü? veya şöyle sorayım: “bu eğitime para ödedin mi hiç?”!&nbsp; Ama kişisel gelişim merkezleri denilen profesyonel odaklarda çalışmaları yine sizler başlattınız ve bu nedenle şu son 2 yıldır bizim çalıştığımız merkezlerdeki 8 ay süren koskoca Bilgelik Eğitimi’ nin tamamında, sizin otel salonlarında yaptığınız 3 günlük çalışmalarınızın fiyatı alınmaktadır. Bu konuya niçin girdim?..</p>
<p>“Kitap yazdım” yalanının bütün püf noktası burada!</p>
<p>Ortada o kadar büyük rantlar dönüyor ki, ve yıllarca yapılan eğitimlerle, edinilen mesleklerle o kadar az paralara iş bulunuyor, hatta bulunamıyor ki; Son yıllarda “spiritüel” adı altındaki bu alanda, 1-2 haftalık seminerlere katılanlar, verilen(?) sertifikalarla insanları kandırarak, çağın getirdiği şu sıkıntılı dönemde “Kişisel Gelişim Merkezleri” adındaki mekanlarda şaşılacak paralar kazanıyor(?)lar.</p>
<p>Pazar yeri toz duman! Herkes bu alandaki şöhretini arttırmak, fiyatını yükseltmek peşinde. Tabii ki otorite olduğunu iddia edebilmek ve “Ben bu işin kitabını yazdım!” diye Işık Yazan’ ın öğretisini böyle kolay yoldan kitaplaştırmak ve sonra da, “! Elime ne geçecek, şöhret mi para mı ?. Hiç birisiyle işim olmaz..” diyebilmek, fark edilmesi gereken çok gizli bir riyakarlıktır.</p>
<p>Ve diyorsun ki;</p>
<p>”Ben kendi realitemden hiç memnun değilim, çünkü bu durum acayip ağırıma gitti, ego yerle bir oldu!”</p>
<p>Asla yerle bir olmaz! tam aksine o sık sık hakkında yazılar yazdığın “ego” tavanlarda, zirve yapmış durumda. Lütfen ve kendi hayrına bir içsel kontrol yap da kurtulmaya çalış, ya da yapamıyorsan, azalt birazcık şu egonu. Çünkü yalnız kendine değil, insanlara da zarar veriyorsun ve şu başına gelenler ve duvara toslayışın da hep o aynı egodan. “Kitabım çıktı” diye kitapçı rafları arasında çocukça pozlar vermek; olgun, mütevazi ve (değil eğitmen) düzgün bir insanın işi değildir. Otur ve bu kitap reklamcılığınla, “kitabı sahiplensem, benim kitabım desem!” ifadelerini bir karşılaştır. Tüm facebook’un kitap reklamıyla doldu.</p>
<p>Şimdi;.. bana bu saçma ve anlamsız gelen satırlarının tamamını ele alamadım, ama yeter!.. İnsanları da, bu apaçık dalaverayı izah etmek için daha fazla oyalamak, şu hızlanmış olan zamanlarda hiç kimsenin vaktini daha fazla alarak bu aptal meseleye bu kadar fikir, ifade ve enerji harcamak istemiyorum artık. Bizimki şuna döndü:</p>
<p>“Bir aptal kuyuya taş atmış, ve kırk akıllı onunla uğraşıyor”</p>
<p>Ve sen, sonunda, tüm bu yediğin herzelerden sonra diyebiliyorsun ki;</p>
<p>“Bunda değerli hoca ve ustalarımın çoook büyük emeği ve hakkı vardır”!</p>
<p>Ben hakkımı helal ederim!.. Ama, adımı kimseye verip de talebem olduğunu filan söyleme lütfen, ve beni “bu ahlak düzeyinde” birini yetiştirmiş olmak sorumluluğu ve utancının içine sokma!..</p>
<p>Ya selami &nbsp;(her ne demekse!)</p>
<p>Şimdi geldik işin en önemli kısmına;</p>
<p>Bu kadar dayak, Ali’ nin egosuna yeter!.. Şimdi sıra geldi Ali’ nin varlığına; o güzel saf olan varlığa!</p>
<p>Önce soruyorum, şu gerçekte benimle hemfikir misin?.. “Varoluş, herkese, her şeyi, her an ve daima onun hayrına, ruhsal gelişimi için vermektedir”. Kabul ettin mi?.. Yani şu sıkıntılı olay da büyük bir hayıra dönüşebilir. Ama içinde bir o kadar da imtihanı taşıyor.</p>
<p>Şayet bu yolun gerçek yolcusu ve samimi arayıcısı isen, ucuz ego kahramanlıklarını bırak, asıl başarı ve kahramanlık şu şahlanmış egoyu aşabilmektir. Henüz tamam olmuş filan değilsin ve biliyorum ki içsel derinliklerinde, tüm o şakacı ve neşeli görünüşüne rağmen, mutsuzsun!.. Yani, hala, varlığının sebepsiz sevincini yaşayamadığın için, kitap yazmış olmanın sevincine ihtiyaç duymaktasın. Varlığının sebepsiz ve sürekli mutluluğunu yaşıyor olsan, o kitabı yazmaya tenezzül bile etmezdin.</p>
<p>Zaten şu kitaptaki temel bilgiler, yani zihinsel bilgi birikimi, insanı hiçbir zaman mutlu edemez ki; bu, bilgeliğin baş kuralıdır. Ama henüz “o adınla yayınladığın kitapta” bulunmayan ve “ileri bilgelik öğretisi” nde yer alan, ve “fark edildiğinde” sana varlığının sebepsiz sevincini yaşatacak olan aşamalar var ki; insanın önce egosunun çoook hafiflemesiyle, Varoluştan, sezgisel kanaldan, varlığına akarak onu mest edecek olandır o.</p>
<p>Bırak egonu, gel yanıma ve “biliyorum” basamağını aş da, bir ileri “bilmeme” basamağına geçelim Ali. Bilgeliğin en ileri basamaklarında “Bilinçli Cahillik” denilen ve tüm zihinsel malzemenin kusulduğu “bilmeme haline geçiş” yer alır. Ama Varoluştan akan ve ego-zihin engeli olmadığından dolayı içine dolan, o mest edici ’nin yaşanışı ile mistik deneyim başlar. Bilgi, daima geçmişe aittir. Sezgi ise, şu anda gerekli olan’ ın farkındalığına, Varoluşsala geçebilmiş, kendini O’ na açabilmiş olmaktır.</p>
<p>Gel !.. ve gelebilirsen, o egoyu aşabildiğini kendine de gösterebilirsen, o hiç kimseyi mutlu etmeyen bilginin ötesine geçebilirsin Alicim. Bak gene geldim “Alicim” noktasına. Hocalar hem egoları döver, hem de iç varlığın’ dan ümit kesmez ve senin “varlığını, aslını” sever.</p>
<p>Varoluş şu yaşananları boşuna yaşatmıyor. Ve sana sunduğu bu muhteşem fırsatı kaçırma da bu handikapı aşabilecek dönüşümü hediye et kendine!.. Bırak etrafındaki insanlar ne derlerse desinler ve sen “ne derler?” diye düşünme, kurban et onları varlığının hakikatine, çünkü o “diğerleri”, senin egonun enstrumanlarıdır zaten. Gel ve herkese bir “egoyu aşma” dersi ver, şaşırt onları. Asıl öğretmenliği bu yolla yaparsın onlara.</p>
<p>Gel Ali!.. Gel de asıl kitabı beraber yazalım, “mutluluğun kitabını”;&nbsp; ama yazıyla değil, yaşayarak, sergileyerek ve bu yolla yaşatarak herkese. Aş da gel Alicim ve beraberlik içinde olalım da işte o zaman içeriz karşılıklı çayımızı tüm bu olanlardan sonra herkese de ibret olacak şekilde.</p>
<p>Gel de, on yıl sonra çalışmaların varmış olduğu dönüştürücülüğünü yaşayalım beraberce. Satsang çalışmasına gel ve o dönüştürücü enerjileri, sebepsiz ve kalıcı mutluluğa sıçrayışı yaşa. Aş o egoyu ve yaşamın bu muhteşem fırsatını kaçırma.</p>
<p>Benim bu çok içten ve çok kolay hissedebileceğin sevgiyle seni çağırışımı “bir süre yalnız kal ve içinde hisset” Alicim. İnşaallah bu olay hayırlara vesile olsun.</p>
<p>Senin egodan arınabilmiş varlığını daima sevecek olan, hocan; Işık Yazan</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/ali-erdinc-basarana-acik-mektup-tarzinda-cevaptir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gökyüzüne Kök Salmak</title>
		<link>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/gokyuzune-kok-salmak/</link>
					<comments>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/gokyuzune-kok-salmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ozlempekcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Apr 2016 18:37:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Işık Yazan Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://zirvera.info/?p=831</guid>

					<description><![CDATA[İnsan; bilimin halen çözememiş olduğu bir mucizedir. Doğa ise; karşısında hiçbir söz edilemeyecek, sadece hayret ve hayranlık içerisinde kalınarak izlenebilecek bir İlahi mükemmeliyettir. Oysa şu işe bakın ki; bu muhteşem doğada yaşayan mucize varlık, insan'ın ömrü, anlamsız bir sürükleniş, mutsuz, huzursuz ve tatminsiz bir çiledir. Bu mutsuz, huzursuz perişan tablo mudur İlahi maksat?.. Bu, akıllara]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-833 size-medium" src="http://zirvera.info/wp-content/uploads/2019/04/Resim1-10-174x300.png" alt="" width="174" height="300" /></p>
<p>İnsan; bilimin halen çözememiş olduğu bir mucizedir. Doğa ise; karşısında hiçbir söz edilemeyecek, sadece hayret ve hayranlık içerisinde kalınarak izlenebilecek bir İlahi mükemmeliyettir. Oysa şu işe bakın ki; bu muhteşem doğada yaşayan mucize varlık, insan&#8217;ın ömrü, anlamsız bir sürükleniş, mutsuz, huzursuz ve tatminsiz bir çiledir.</p>
<p>Bu mutsuz, huzursuz perişan tablo mudur İlahi maksat?.. Bu, akıllara sığmayan mucizevİ yaradılışın ve yaşamımızı yaşanmaya değer kılacak olan &#8220;Yaşamın Anlamı&#8221; nedir?..</p>
<p>İnsan Aşık olduğunda, çok mutlu, huzurlu ve sevinçli olduğunda bu sualleri asla sormaz ve yaşamın anlamını sorgulamaz. Yani, yaşama anlam katan sevgidir, aşktır, mutluluktur! Ve mutluluğun olmadığı yaşama, insan, sadece katlanır, yaşam insana bir yük, bir çile haline gelir.</p>
<p>Ve aslında insan; mutluluğun bir baht işi olduğuna, bir şans, bir nasip, kısmet işi olduğuna inanır da; mutluluğun &#8220;sahip olunanlardan&#8221; doğduğunu zanneder. Oysa ki mutluluk; insanın mevcut şartlarında hiçbir değişme olmaksızın, yaşam gerçeğinin keşfedilmesiyle ortaya çıkan bir &#8220;fark ediş&#8221; halidir. Hakikatin fark edilerek yaşanışıdır.</p>
<p>İnsan, mutluluğun da bir eğitimi olduğunu, bunun adının da; &#8220;Bilgelik Bilinci&#8221; olup, bu eğitimin, insanlık tarihi kadar eski olduğunu asla bilmemektedir.</p>
<p>Bu kitap, bu eğitimin içinden doğmuş olan ve &#8220;günlük mesajlar&#8221; olarak eğitimi alanlara aktarılmış sözleri içerir. Seni daha bilgili kılmayı değil, içerdiği şifre kodlarıyla, varlığındaki sebepsiz mutluluğu uyandırmayı, bir fark edişi, bir bilinç sıçramasını hedeflemektedir.</p>
<p>(Tanıtım Bülteninden)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://bilgelikbilinci.com/isik-yazan-yazilari/gokyuzune-kok-salmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
